Tomris Hatun Hangi Devletin Hükümdarı?

Türklerin ilk kadın hükümdarı olarak bilinen Tomris hatun Persler ile yaptığı savaşı başarıyla sonuçlandırması üzerine adını tarihe altın harflerle yazdırmayı başarmış cesur bir Türk kadınıdır. Günümüzde yapımı gerçekleşen Tomris filmi ile Tomris Hatun’ un başarısı dünyada tekrar merak uyandırmıştır. Soyu Alp-Er Tunga’ ya dayanan Tomris Hatun konusunu detaylıca inceleyelim…

İskitlerin Kısa Tarihçesi

İskitler-Saka İmparatorluğu’nun dönemi MÖ 8. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl  arasında olduğu kabul ediliyor. İskitlerin diğer bir adıyla da Sakaların Tanrı Dağları bölgesinde yaşadığı, sonradan kuzey bölgesine yerleştikleri bilinmektedir. Türk olup olmadıkları konusundaki araştırmaların devam etmesine rağmen tarihteki ilk Türk topluluğu olarak kabul edilmektedir. İskitlerin egemenliği altında yaşayan halkın çoğunun Fars kökenli olduğu bilinmektedir. Kurucusunun ise henüz kim olduğu bilinmezken en ünlü hükümdarı Alp-Er Tunga olarak bilinir.

Alp-Er Tunga aynı zamanda tarihte “Efrasiyap” olarak ta anılmaktadır. İlk atlı göçebe olan İskitler, at koşumları ve kemer tokaları ile Yunanlılara ilham olmuştur. Dini anlayışlarında ise ahiret inancı olduğu bilinmektedir zira kurgan(mezar) içinde ölülerin yanına eşya koymaları ve ölülerin mumyalanması bu nedenledir. İskitler aynı zamanda madencilikle son derece ileri gitmişler ve bu sebeple tarihte “Bozkırın Kuyumcuları” adıyla da anılmaktadır. Günümüzün Yakut Türkleri olarak bilinen ırkında İskitlerin soyundan geldiği bilinmektedir.

İskit Kadınlarından Olan Tomris

İskitlerin kadınları erkekleri gibi savaşa gidip cenk ettiği ve ok atıp, ata bindikleri biliniyor. Hatta “Heredot Tarihi”nde yer alan Amazon Kadın Savaşçıları İskit soyundandır. Kadınların evlenebilmesi için en az üç düşman öldürmesi gerekiyordu ve sadece bu şartı gerçekleştiren kadınlar evlenebiliyordu. Savaşa gitmeyen kadınlara ise evin idaresi ve sınırların korunması kalıyordu. Bu nedenle geride kalan kadınların bile savaş taktiklerini bilmesi gerekiyordu. Zira olası baskında evi koruyabilecek güce sahip olmaları bekleniyordu. İskit kadınları bu beklenen çerçevede yetiştirilip, eğitim alıyordu. Tomris Hatun ise bu kapsamlı eğitimden geçen İskit kadınlarından sadece bir tanesiydi.

Tomris aynı zamanda Alp-Er Tunga’nın torunlarından da biriydi. Savaşçı ruhunu atalarının soyundan miras olarak almıştı. Tomris Hatunun dini ise yine atalarının soyuna dayanıyordu. Ahiret inancı Alp-Er Tunga döneminde olduğu gibi Tomris döneminde de devam ediyordu. Tomris Hatun eşinin ölümüyle bozkır topraklarının yönetimini eline aldı ve İskitlerin hükümdarı olarak başa geçti. Birçok kaynakta ise sadece Türklerde değil dünyada bilinen ilk kadın hükümdardır.

Tomris Hatun ve Kiros’ un Çekişmesi

tomris hatun

Pers Kralı Kiros topraklarını genişletme derdindeydi ve bunun için sürekli köyleri yağmalayıp, insanları öldürerek hedefine doğru ilerlediğini düşünüyordu. Kiros’ un bölgesinin kuzeyinde yaşayan, Tomris Hatun’ un yönetimindeki İskitler ise Persler için büyük tehdit oluşturuyordu. İskitlerin yaptığı akınlardaki başarılar Kiros’ un kulağına gelmiş fakat Kiros kadın hükümdarı pek dengi görmemişti. Diğer devletlere, kavimlere son verdiği gibi İskitlere de son verip topraklarını alabilecek güce sahip oluğunu düşünüyordu. Bu düşünce ile Orta Asya’ ya ikinci bir sefer düzenleme kararı aldı ve İskitlerin topraklarına doğru yola koyuldu. Bunu duyan Tomris ise Kiros’ a elçi göndererek topraklarından çıkmasını istedi fakat bu isteği karşılık bulmadı.

Ardı Arkası Kesilmeyen Seferler

Kiros, İskitler üzerine sefere devam ediyordu ama bu topraklarda yanmış köylerden başka bir şey elde edemiyordu. Tomris hatun savaş yanlısı değildi fakat tehdit karşısında savunmada kalma politikasını benimsiyordu. Bu nedenle Kiros üzerine geldikçe halkını geriye götürüyor asla mücadeleye kalkışmıyordu. Yanmış topraklardan başka bir şey ele geçiremeyen Pers Kralı, her seferinde İran’ a geri dönmek zorunda kalıyordu. Bu şekilde sonuca ulaşamayacağını anlayan Kiros, Tomris Hatun’ a elçi yollayarak ondan kendisiyle evlenmesini isteyip, ancak bu şekilde İskitler üzerine düzenlenen sefere son vereceğini bildirdi.

Güçlü olmasının yanında çokta zeki bir kadın olan Tomris, Pers Kralının bu teklifiyle topraklarında gözünün olduğunu anlayarak Kiros’ un teklifini reddetti. Bu duruma Kiros çok kızmış, kendinin sonunu getiren büyük bir savaşa hazırlık yapmaya başlamıştı. Tomris artık kaçamayacağını ve savaş zamanının geldiğini biliyordu ve topraklarını kaybedip, halkının zarar görmesindense bu savaşta çarpışarak ölmeye razıydı.

Savaş Çanları Çalıyor

Tomris Hatun savaş alanı için uygun bir alan belirleyerek büyük Kiros ordusunu beklemeye başladı. Kiros savaş meydanına geldiğinde ise güneş batmak üzeredir. Bu nedenle iki tarafta cenk için bir sonraki sabah vaktini beklemeye karar verdi. Kiros güneş tamamen batıp gece olduğunda iki taraftarın tam ortasında kalacak şekilde içinde Pers askerlerinin, şarap ve güzel kadınların olduğu bir çadır kurdu. Aralarında Tomris Hatun’ un oğlunun da bulunduğu bir grup İskit askeri çadırı basarak içerdeki Pers askerlerini öldürdü.

Çadırdaki şarap ve güzel kadınlara kendini kaptıran İskit askerleri, kendilerinden geçmiş bir halde pers kuvvetlerinin baskınına uğradılar. Bir çok İskit’ in öldürüldüğü bu baskında Tomris Hatun’ un oğlu da sağ bir şekilde ele geçirilerek Kiros’ a götürüldü. Pers kralına ellerinin çözülmesi için yalvaran Tomris’ in oğlu, elleri çözülür çözülmez esir olmaktansa ölümün daha iyi olduğunu düşünerek kendini orada ansızın öldürmüştür.

Askerlerinin ve canından çok sevdiği oğlunun ölüm haberini alan Tomris Hatun, acı içinde yemin ederek Kiros’ a şu mesajı gönderiyor:

“Kana susamış Kiros! Olanlardan gururlanma, cesaret ile değil hile ile kazandın. Oğlumun ölüsünü geri bana ver ve ordularıma ettiğin hakarete rağmen cezalanmadan ülkemden çık git. Eğer böyle yapmazsan İskitler’ in güneş tanrısı üzerine yemin ederim ki, ne kadar haris olursan ol seninle başa çıkacağım…”

Tomris Hatunun İntikamı

Sabah olup gün ışıyınca iki taraftar da Seyhun Nehri civarında savaş düzeneği alır. Savaş için özel olarak yetiştirilmiş köpeklerinde aralarında bulunduğu Kiros’ un ordusunun kanatlarında süvariler, ön tarafında mızraklı piyadeler, onların hemen arkasında ise okçular yer alıyordu. Kiros ise kendine muhafız olarak tuttuğu efsanevi ölümsüzler ile merkezde yerini almıştı.

Tomris Hatun’ un öfkesi çok büyüktü ve bu çarpışmada var gücüyle savaşmaya hazırdı. İskitler demir ustasıydı ve at üstünde sabit kalabilmek ve iyi savaşabilmek için üzengiyi icat etmişlerdi. Bu üzengiler İskitlerin at üzerinde uzun süre kalıp savaş meydanlarında daha iyi performans sergilemesini sağlıyordu. Kiros ile mücadelede yine bu üzengiler kullanılmış buna ek olarak güçlü yaylar ve kanca temrenli oklar da kullanıldı. Tomris Hatun bir Türk kadınıydı ve Türklerin savaş taktiklerini(Turan-Hilal) iyi biliyordu ve bunu Kiros’ a karşı kullanmaktan çekinmedi. Tomris, oğlunun intikamı ve Halkının geleceği için tüm gücüyle savaşarak Perslerin kralı olan Kiros’ u mağlup etmeyi başardı. Ordusunun neredeyse tümünü kaybeden Pers kralı ise savaş meydanında ölü olarak ele geçirildi. Tomris Hatun savaşta ölenlerin arasından Kiros’ un cesedinin yanına giderek Kiros’ un kafasını elindeki kanla dolu olan tulumun içine atıp şu sözleri dile getirir:

“Canım sağ ve savaştan zaferle çıktım ama sen hileyle oğlumu yakalayarak onu öldürdün. Şimdi sana söz verdiğim gibi hayatında kan içmeye doymamıştın şimdi benim elimden kana doyuyorsun..”

Sonuç Olarak

tomris hatun

Kiros kendine ait olmayan İskitlerin topraklarına göz dikmişti. Tomris Hatun’ u küçük görerek onu kolay bir şekilde yenebileceğini sanmıştı. Fakat işler beklediği gibi gitmedi ve Perslerin ilk büyük hükümdarı olan Kiros, küçük gördüğü Tomris Hatun tarafından büyük bir savaşla mağlup edildi. Heredot Tarihi’nde bu savaş “Yunan toprakları dışındaki en kanlı savaş” olarak adlandırıldı. Tomris Hatun’ un oğlunun intikamı ve halkının güvenliği için girdiği dillere destan olan bu savaş bir çok sanatçıya ilham olarak resimlere, masallara ve filmlere konu oldu…

    1. Rukiye 28 Şubat 2022

    Yorumunu ekle