|

Türk Dilinde Sayıların Tarihsel Serüveni: Köken, Fonetik Evrim ve “Bir Üst Onlu” Sistemin Şifreleri

Orhun Vadisi’nin sert rüzgârlarına direnen taşlar, yalnızca kağanların zaferlerini değil, bozkır insanının zihinsel matematiğini de kayıt altına alır. 731 yılında hayata gözlerini yuman Kül Tigin’in vefat gününü taşa kazıyan Yollug Tigin, rakam sembollerine başvurmadı. Doğrudan kelimeleri seçti ve taş yüzeyine “yiti yigirmike” (on yedisinde) ibaresini düştü. [2]

Lafzı ilk okuyan modern bir göz, burada “yedi” ve “yirmi” sözcüklerini yan yana görür. Ancak Göktürk zihniyeti, sayıları bugünkü ondalık basamaklarla değil, varılacak hedefe doğru ilerleyen dinamik bir hareketle kurguluyordu. Türk dilinde sayıların tarihsel serüveni, dilin en eski, en dirençli ve yabancı kültürlerin baskısına karşı en kapalı söz varlığı katmanını oluşturur. Orhun Yazıtları’ndan bugünkü Türkiye Türkçesine ve çağdaş Türk lehçelerine uzanan binlerce yıllık akışta, temel sayı sözcükleri kök yapılarını büyük ölçüde korudu; fakat birleşik sayıların kuruluş mantığı, sıra sayılarının ekleşmesi ve büyük sayı birimlerinin kullanımı köklü bir dönüşüm geçirdi. [1, 2]

Eski Türkçede Rakam Kavramı ve Sayı Sisteminin Temel Mantığı Nedir?

Türk dilinde sayıların tarihsel serüveni, Göktürk ve Uygur metinlerinde sayıların özel rakam işaretleri (tamgalar) yerine doğrudan sözcüklerle yazılmasıyla başlar. [1, 2] Eski Türklerin “bir üst onlu” sözdizimsel kurgusu komşu milletlerin basamak sistemine uymadığı için Türkler yabancı rakamları benimsemedi ve sayı köklerini günümüze dek korudu. [1, 2]

Göktürk kâtipleri metinlerde özel rakam sembolleri kullanmadı. Türklerin uzun asırlar boyunca kendilerine özgü bir rakam sistemi geliştirmemesi tesadüf değildi. Komşu medeniyetlerden aldıkları alfabelerin rakam dizilerini de genel kullanıma sokmadılar; çünkü Eski Türk sayı sisteminin ileriye dönük (“bir üst onlu”) sözdizimsel kurgusu, temas ettikleri yerleşik milletlerin basamak sistemine uymuyordu. [1]

orhun abideleri Türk Dilinde Sayıların Tarihsel Serüveni

Uygur dönemindeki ticari, dini ve edebi temaslar bu kuralda sınırlı bir gedik açtı. Farklı kültür çevreleriyle karşılaşan Uygur bilginleri, Brahmi ve Hint rakamlarını dar bir alanda ödünç aldı. Kâtipler bu yabancı rakamları özellikle Turfan metinlerinde (Türkische Turfan-Texte VII vb.) kitapların yaprak numaralarını göstermek amacıyla kullandı. [1]

Temel Sayı Sözcüklerinin Fonetik Evrimi ve Etimolojik İzleri

Eski Türkçe (Köktürk ve Uygur) dönemindeki düz sayı sözleri, ses bilgisi kuralları (ünsüz ötümlüleşmesi, ünlü daralması/genişlemesi ve ses düşmesi) doğrultusunda günümüz Türkiye Türkçesine ulaştı. [1, 2]

Sayı DeğeriEski TürkçeKarahanlı / Orta TürkçeTürkiye TürkçesiTemel Değişim
1birbirbirDeğişimsiz korundu
2eki / ikieki / ikiikiİlk hecede e → i daralması
3üçüçüçDeğişimsiz korundu
4törttörtdörtÖnseste t- → d- ötümlüleşmesi
5bişbiş / beşbeşİlk hecede i → e genişlemesi
6altıaltıaltıDeğişimsiz korundu
7yiti / yetiyiti / yetiyediİçseste -t- → -d- ötümlüleşmesi
8sekizsekizsekizDeğişimsiz korundu
9tokuztokuzdokuzÖnseste t- → d- ötümlüleşmesi
10onononDeğişimsiz korundu
20yigirmiyigirmiyirmiİçseste -g- erimesi ve kaynaşma
50ilig / eligeligelliSon sesteki -g düşmesi
80sekiz onseksonseksenBirleşik yapının kaynaşması
90tokuz ontoksondoksanÖnseste t- → d- ve kaynaşma
100yüzyüzyüzEş sesli yüz (çehre) ile korunum
1000bıng / mingmingbinÖnseste b- korunumu, -ng → -n
10000tümentümentümenAskeri terim olarak yaşar

Tablodaki tarihsel veriler, Türk sayı sisteminin kökenine dair dört temel dilbilimsel gerçeği ortaya koyar:

  • Parmakla Sayma ve El İlişkisi: Dilbilimciler, Eski Türkçede 50 anlamına gelen ilig / elig sözcüğünü, aynı dönemde “el” anlamını taşıyan elig (← ilig) kelimesiyle doğrudan ilişkilendirir. [1]
  • Altayistik ve Etimolojik Kalıntılar: G. J. Ramstedt ve Zeki Velidî Togan’ın tespitleri, Altay dilleri arasındaki derin bağı gösterir. Türkçe üç, dört, beş ve on sayılarının Moğolca karşılıkları olan gurban, dörben, tabun ve arban sözcükleri Türkçede somut izler bıraktı. Hayvan yaşlarını bildiren gunan (üç yaşında hayvan), dönen (dört yaşında hayvan), taban kelimeleri ile iki + arban (“iki on”) bileşiminden gelişen ikirmi / yigirmi (20) sözcüğü bu ortak mirasın kalıntılarıdır. [3]
  • Onluk Katların Kuruluşu: Eski Türkçede dil kurgusu 60 (altmış ← altı-mış) ve 70 (yitmiş ← yiti-miş) sayılarını -mIş ekiyle kurdu. Buna karşın 80 (sekiz on) ve 90 (tokuz on) sayılarını çarpma mantığına dayalı tamlama yoluyla oluşturdu; bu yapılar zamanla kaynaşarak seksen ve doksan biçimlerini aldı. [1]
  • Büyük Sayı Birimleri: Köktürk ve Uygur metinleri 1.000 için bıng / ming, 10.000 için tümen, 100.000 için yüz ming ve 1.000.000 için yüz tümen (100 x 10.000) terimlerini kullandı [1]. Uygurlar döneminde Budist metinleri tercüme eden mütercimler, daha yüksek sayıları Sanskritçeden ödünç aldı: kolti (← Skr. koṭi “10.000.000”), nayut (← Skr. nayuta “çok yüksek sayı”) ve asanki (← Skr. asaṃkhyeya “sayısız”). [1]

Birleşik Sayılarda Zihinsel Devrim: “Bir Üst Onlu” Sistemden Modern Onluk Dizilime Geçiş

Türk dil tarihinde sayılarla ilgili en köklü değişim, 11 ile 99 arasındaki ara sayıların zihinsel kurgusunda ve sözdiziminde yaşandı. Tarihi metinler bu dönüşümü üç aşamada belgeler.

Kül Tigin Yazıtı Çözümlemesi ve “Bir Üst Onlu” Sayım Tekniği

Köktürk ve erken Uygur metinlerini yazanlar; 11–19, 21–29, 31–39, 41–49, 51–59, 61–69, 71–79 ve 81–89 arasındaki sayıları söylerken önce birler basamağındaki sayıyı, ardından içinde bulunulan ve ulaşılmak üzere olunan bir üst onluğu dile getirdi. [1, 2] Bugünkü okuyucu bu antisipatif (ileriye yönelik) yapıyı modern matematiksel değere çevirmek için söylenen onluktan 10 çıkarır ve birliği ekler. [1, 2]

  • bir yigirmi: 11 (10’u geçmiş, 20’ye doğru giden dizinin 1. sayısı) [1, 4]
  • yiti yigirmi: 17 (20’ye doğru giden onluğun 7. sayısı) [2]
  • bir otuz: 21 (20’den başlayarak 30’a doğru 1) [1, 4, 5]
  • biş otuz: 25 (30 onluğundan bir onluk düşülüp 5 eklenmesiyle: 20 + 5) [2]
  • bir sekiz on: 71 (80’e doğru 1) ve bir tokuz on: 81 (90’a doğru 1) [1]

Orhun Yazıtları’nda bu sistemin en somut örneklerinden biri Kül Tigin Yazıtı’nın Kuzeydoğu yüzünde yer alır:

“Kül Tigin kony yılka yiti yigirmike uçdı. Tokuzunç ay yiti otuzka yog ertürtümüz, barkın bedizin bitig taşın biçin yılka yitinç ay yiti otuzka kop alkdımız.” [2]

Metindeki yiti yigirmike ifadesi “on yedisinde (17)”, yiti otuzka ifadesi ise “yirmi yedisinde (27)” anlamını taşır. [2]

91–99 Arası İstisnası: Eski Türkçede 90 sayısı tokuz on şeklinde kurulduğu ve bir üst basamak olan 100 (yüz) onluk değil yeni bir yüzlük birim olduğu için, dil sistemi anlam karışıklığını önlemek adına 91–99 arasındaki sayılarda “bir üst onlu” kuralını işletmedi [1]. Eski Türkler bunun yerine bugünkü gibi tokuz on bir (91), tokuz on tokuz (99) ve yüzlüklerde yüz bir (101) dizilimini tercih etti [1]. Çok basamaklı sayılarda ise yüzlük ve binlikleri büyükten küçüğe sıralarken, son iki basamakta yine bir üst onlu sistemi uyguladılar: ming tokuz yüz altı yitmiş = 1966. [1]

Yaşayan Arkaik İz (Sarı Uygurlar): V. V. Barthold ve Kamuran Gürün’ün kayıtları, tarihsel sürekliliğin çarpıcı bir kanıtını sunar. Orhun Yazıtları’ndaki bu orijinal numaralama sistemini günümüzde hâlâ koruyan ve konuşma dilinde kullanan yegâne Türk topluluğu, Çin’in Kansu (Kan-çou) bölgesinde yaşayan Sarı Uygurlardır; Sarı Uygurlar bugün de 11 yerine bir yirmi, 21 yerine bir otuz der. [4, 5]

“Artukı” Bağlaçlı Geçiş Evresi ve Karahanlı Standartlaşması

Göktürk döneminin sonlarından ve Uygur metinlerinden itibaren, bir üst onlu sistemin yanı sıra artuk (“fazla, ziyade”) kelimesinin iyelik ekli biçimi olan artukı (“fazlası, artısı”) bağlacıyla kurulan toplama odaklı bir sistem gelişti. [1, 2]

  • yigirmi artukı yiti: 20 fazlası 7 = 27 [2]
  • otuz artukı bir: 30’dan 1 fazla = 31 [1]
  • Karma Kullanım: Kâtipler büyük sayılarda bazen hem artukı bağlacını hem de bir üst onlu sistemi aynı sayı öbeği içinde kullandı: biş yüz artukı eki otuz = 522 (500 + [30 – 10 + 2]) [1]

Uygur döneminin sonları ile Karahanlı Türkçesi (Divânu Lügati’t-Türk ve Kutadgu Bilig) döneminden itibaren aradaki artukı kelimesi düştü. Önce onluk basamağın, ardından birlik basamağın doğrudan söylendiği (on bir, yirmi iki, otuz beş) günümüz sistemi standartlaştı. [1]

Sıra, Üleştirme ve Topluluk Sayılarının Morfolojik Dönüşümü

Türkçede sayıların türev biçimleri de tarihsel süreçte belirgin morfolojik değişimler geçirdi:

  • Sıra Sayıları: Eski Türkler “birinci” kavramını sayı kökünden değil, “baş” ve “ilk” kavramlarından türettikleri başdınkı (“baştaki”) ve ilki sözcükleriyle karşıladı [1]. “İkinci” sayısı için -ntI ekiyle ikinti / ekinti biçimini kullandılar; bu arkaik yapı günümüz Türkiye Türkçesinde ikindi (namazı) kelimesinde kalıplaşarak yaşar. [1] 3 ve sonrası için Eski Türkçede -(X)nç eki devreye girdi: üçünç (3.), törtünç (4.), bişinç (5.), altınç (6.), yitinç (7.), sekizinç (8.), tokuzunç (9.), onunç (10.), bir yigirminç (11.). [1, 6] Orta Türkçe (Karahanlı) döneminden itibaren bu ekin üzerine +I iyelik/pekiştirme ekinin kalıplaşmasıyla +(X)nçI → +(X)ncI biçimi doğdu. Dil, analoji (örnekseme) yoluyla bu eki bir ve iki sayılarına da yayarak birinci, ekinçi/ikinci, dörtünçü, beşinci, egirminçi/yirminci dizisini kurallaştırdı. [7]
  • Takvimde Sıra ve Düz Sayı Ayrımı: Eski Türk takvim geleneği, ayın ilk on gününü belirtirken sıra sayı eki yerine düz sayı sözlerini ve yangı (“yeni”) kelimesini kullandı (ikinti ay üç yangıka = “ikinci ayın üçünde”); ayın on birinci gününden itibaren ise sıra sayı sözlerine (bir yigirminç = “on birinci gün”) geçti. [1]
  • Üleştirme Sayıları: Ekin asli biçimi +Ar olup ünsüzle biten sayılara doğrudan geldi (birer, üçer, bişer yüz) [1]. Ancak ünlüyle biten sayılarda, konuşurların bir-er kelimesini zihinde bi-rer şeklinde yanlış çözümlemesi (yanlış bölünme / metanaliz) +rAr ekini doğurdu ve ikirer (“ikişer”), yitirer (“yedişer”), altırar yigirmi (“on altışar”) biçimlerini türetti. [1]
  • Topluluk ve Katlama Biçimleri: Eski Türkçe +AgU / +gU ekiyle biregü (“birlikte”), ikigü / ikegü (nadiren ekün, “ikisi birlikte”), üçegü (“üçü bir arada”), yüzegü (“yüzü birlikte”) topluluk sayılarını kurdu [1, 6]. Sayılardan ayrıca birle (“birlikte”), ikile (“iki defa”), ikileyü (“yeniden”), üçkil (“üçgen, üç köşeli”) ve ikintiş (“karşılıklı”) gibi türev kelimeler ile iki kat, üç kata, üç yolı (“üç kez”) gibi katlama ifadeleri oluşturdu. [1]

Bozkırdan İmparatorluğa Sayıların Gücü: Devlet Teşkilatı, “Tümen” ve Kozmik Düzen

Türklerde sayılar salt aritmetik birer değer olarak kalmadı; devlet teşkilatını, mali sistemi ve kozmolojik düşünceyi doğrudan şekillendirdi. Orhun Yazıtları ve Göktürk Devlet Teşkilatı incelendiğinde, sayıların askeri ve siyasi örgütlenmenin omurgasını kurduğu görülür.

Onlu Teşkilat ve “Tümen” Kavramı: Büyük Hun İmparatoru Mete Han döneminden başlayarak Göktürk, Uygur, Karahanlı, Selçuklu, Cengiz Han ve Timur ordularında hükümdarlar askeri ve idari yapıyı onluk, yüzlük, binlik (ming) ve on binlik (tümen) düzen üzerine kurdu. [8, 9, 10, 11] V. V. Barthold’un belirttiği üzere tümen (10.000) tabiri, Mâverâünnehir’de hem 10.000 askerlik birliği ve bu askeri çıkaran idari bölgeyi (örneğin Semerkand’ın Timur ve Uluğ Beg devrinde yedi tümenden oluşması) hem de mali hesaplamada 10.000 dinarı (Farsça söyleyişiyle toman) ifade etti; idari bir terim olarak Türkistan’da 1880’li yıllara kadar yaşadı ve Tatarlar aracılığıyla Rusçaya da geçti. [11, 12]

Kozmoloji ve Kutsal Sayılar: Eski Türk düşüncesinde sayılar, doğanın ve gökyüzünün hesaplanmasından doğan kozmik bir düzenin parçasıdır. [13, 14] Zamanın [[On İki Hayvanlı Türk Takvimi]] (sıçgan, ud, bars, tavışgan, luu, yılan, yunt, koyn, biçin, takıgu, it, lagzın) ve onlu kök sistemi üzerine kurulması 10 ve 12 sayılarını merkezileştirdi. [1, 13] Kül Tigin Yazıtı’nda İlteriş Kağan’ın devleti yeniden kurarken 17 (yiti yigirmi) erle yola çıkması, ardından 70 (yitmiş) ve 700 (yiti yüz) er olması; Batı Türklerinin 7 ve 70’i, Doğu Türklerinin ise 9 (dokuz tuğ) ve 90’ı, ayrıca destan anlatıcılarının 3, 4, 5 ve 40 sayılarını seçmesi Türk mitolojisindeki kutsal sayı sistematiğini yansıtır. [14, 15, 16, 17]

Türkçenin sayı sözcükleri, ses bilgisindeki doğal ve kurallı değişimler dışında binlerce yıllık köklerini koruyarak dilin sarsılmaz sürekliliğini kanıtladı; sayıların bir araya getiriliş mantığı ise “bir üst onlu” arkaik sistemden artukı bağlaçlı geçiş evresine ve Karahanlı döneminden itibaren günümüzdeki pratik ondalık dizilime ulaştı.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Eski Türkçede “bir üst onlu” sayı sistemi nasıl hesaplanır?

Köktürk ve erken Uygur metinlerinde 11 ile 89 arasındaki ara sayılar söylenirken önce birler basamağı, ardından ulaşılmak üzere olunan bir üst onluk dile getirilir. Bugünkü matematiksel değeri bulmak için söylenen onluktan 10 çıkarılır ve baştaki birlik sayı eklenir; örneğin yiti yigirmi (7 ve 20) ifadesi 20 – 10 + 7 işlemiyle 17 sayısını verir.

Orhun Yazıtları’ndaki sayı sistemini günümüzde hangi Türk topluluğu kullanıyor?

V. V. Barthold ve Kamuran Gürün’ün tespitlerine göre, Orhun Yazıtları’ndaki “bir üst onlu” numaralama sistemini günümüzde konuşma dilinde koruyan tek Türk topluluğu Çin’in Kansu (Kan-çou) bölgesinde yaşayan Sarı Uygurlardır. Sarı Uygurlar bugün de 11 için bir yirmi, 21 için bir otuz ifadesini kullanır.

Türkçedeki “ikindi” kelimesinin sayılarla nasıl bir bağlantısı vardır?

Eski Türkçede “ikinci” sıra sayısı -ntI ekiyle ikinti / ekinti biçiminde türetilmiştir. Karahanlı döneminden itibaren sıra sayısı ekinin +(X)ncI biçiminde standartlaşmasıyla ikinci kelimesi yaygınlaşmış, arkaik ikinti sözcüğü ise günümüz Türkiye Türkçesinde “ikindi (namazı/vakti)” kelimesinde kalıplaşarak varlığını sürdürmüştür.

Dipnotlar ve Kaynakça

  1. Türk Dünyası El Kitabı, Cilt 2: Dil – Kültür – Sanat, “Eski Türkçe / Sayı Sözleri”,
  2. Yavuz Tanyeri, Göktürk Yazısını Öğrenme Kılavuzu,
  3. Zeki Velidî Togan, Moğollar, Çingiz ve Türkler (1941),
  4. Kamuran Gürün, Türkler ve Türk Devletleri Tarihi,
  5. V. V. Barthold, Orta Asya Türk Tarihi Dersleri,
  6. Talat Tekin, Orhon Yazıtları, Sözlük dizini (üç, üçegü, üçünç, yüz).
  7. Tülay Çulha, Karayca-Türkçe Kısa Sözlük,
  8. Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları,
  9. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü,
  10. Ahmet Temir (Çev.), Moğolların Gizli Tarihi,
  11. V. V. Barthold, Uluğ Beg ve Zamanı,
  12. V. Gordlevski, Anadolu Selçuklu Devleti,
  13. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi I,
  14. Jean-Paul Roux, Eski Türk Mitolojisi,
  15. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi II,
  16. Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları,
  17. Murat Uraz, Türk Mitolojisi,

Alakalı Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir