|

Nizamülmülk Kimdir, Nasıl Öldü? Devlet-i Al-i Selçuk’u Sarsan Suikastın Sırları

Nizamülmülk ‘ ün vefatı konulu yazımıza başlamadan önce onun hayatı ve devlet adamlığı hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.

Nizamülmülk Kimdir? Çocukluğu, Eğitimi ve Ailesi

Gerçek adı Hasan bin Ali bin İshak el-Tusi olan Nizamülmülk, 10 Nisan 1018 tarihinde Horasan’ın Tûs şehrine bağlı Razkan köyünde dünyaya geldi. Babası Ali Bin İshak varlıklı bir kimseydi. Annesi ise daha o küçükken vefat etmişti. Babası Tus şehrinde Gaznelilere bağlı dıhkan (köy ağası, köy reisi) idi. Geleneksel eğitim sisteminden geçerek Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmişti. Hadis ve fıkıh gibi dini ilimleri öğrenmişti. Babasının servet sahibi biri olması vesilesiyle iki kardeşi ile birlikte iyi bir eğitim hayatı görmüştür.

Nizamülmülk; adil, âlim, cömert, hayırsever ve az konuşup çok iş yapan bir devlet adamıydı. Tarihte “Büyük Vezir”, “Büyük Üstat”, “İki Hükümdarın Tacı” ve “Kıyamüddevle ve’d-din” gibi unvan ve lakaplarla anıldı. Dönemin kaynaklarına göre 10 veya 12 oğlu olduğu belirtilir. Fakat bunlardan 9’u hakkında detaylı bilgi mevcuttur. Bu oğulları Fahrülmülk, Müeyyidülmülk, Cemalülmülk, Ziyaülmülk, İzzülmülk, Şemsülmülk, Bahaülmülk, İmadülmülk ve Emir Mansur lakaplarıyla tanınmaktaydı. İlk evliliğinden Fahrülmülk ve Müeyyidülmülk dünyaya gelmiş, diğer evlatları ise ikinci evliliğinden doğmuştu. Nizamülmülk ilerleyen yıllarda bu geniş ailesi ve oğullarını devletin önemli makamlarına atayacaktır. Onun bu hareketi sultan ile arasında yaşanacak krizin esas sebeplerinden biri olacaktı.

Gazne’den Selçuklu Sarayına: Nizamülmülk Olma Yolunda

1040 yılındaki Dandanakan Savaşı sonrasında Horasan Selçukluların hâkimiyetine girince Nizamülmülk ve babası Gazne’ye kaçtı. Birkaç yıl sonra Horasan’a geri dönen Nizamülmülk; 1052 yılına kadar Buhara, Merv ve Semerkant bölgelerinde bulundu. 1052’de Belh’e geçerek Çağrı Bey’in valisi Ali bin Şâdan’ın hizmetine girdi. Ardından Merv’e, Çağrı Bey’in yanına gitti. Çağrı Bey onu oğlu Alparslan’a danışman ve kâtip olarak atadı; böylece Nizamülmülk devlet kademelerindeki ilk büyük adımını attı.

Sultan Alparslan, kardeşi Süleyman ile girdiği taht mücadelesini Nizamülmülk’ün desteğiyle kazandı. Alparslan tahta geçerken Nizamülmülk’ü de tam yetkili baş vezirliğe terfi ettirdi. Çağrı Bey, Nizamülmülk’ü Alparslan’a atabey olarak tayin eder. Ardından oğluna onu bir baba gibi görmesini ve ona büyüklük taslamamasını tembihler.

Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah Dönemi (“Azamet Devri”)

Hem Sultan Alparslan hem de Sultan Melikşah döneminde vezirlik yapan Nizamülmülk, bu iki hükümdarın en sadık yardımcısı oldu. Selçuklu Devleti onun askerî, idari ve eğitim alanındaki reformları sayesinde her konuda büyük bir güç elde etti. Nitekim bu iki sultanın dönemi tarihçiler tarafından “Azamet Devri” olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca Melikşah’ın Nizamülmülk’e önceleri “Atabey”, ilerleyen zamanlarda ise “Peder” diye hitap etmesi ona verdiği değeri açıkça göstermektedir.

Sarayda Kriz Başlıyor: Sultan Melikşah ile Nizamülmülk’ün Arası Neden Açıldı?

Uzun yıllar süren vezirliği boyunca devlet yönetimindeki mutlak hâkimiyeti, saraydaki bazı çevreleri rahatsız etti.

İbn Allân Olayı ve Tâcülmülk’ün Kışkırtmaları

Nizamülmülk’ün nüfuzunu kırmak isteyen Tacülmülk ve İbn Behmenyar gibi rakipleri, Sultan Melikşah’ı kışkırtır. Ve vezirin yakın adamlarından Nizamülmülk’ün himayesindeki İbn Allân’ı öldürtür. Bu olay, sultan ile vezir arasındaki ilk ciddi kırılmaya neden olmuştur.

Rakipleri, Nizamülmülk’ün devlet malını kendi zimmetine geçirdiğini iddia ederek kendisini sultana şikâyet ettiler. Bunun üzerine Nizamülmülk, büyük bir ziyafet tertipledi. Ziyafet sırasında tüm servetini orduya, vakıflara ve hayır işlerine harcadığını ispatlayarak bu iddiaları çürüttü.

Terken Hatun ile Veliahtlık Çatışması

Melikşah’ın eşi Terken Hatun henüz küçük yaştaki oğlu şehzade Mahmud’u veliaht yapmak istiyordu. Nizamülmülk ise buna karşı çıkarak Melikşah’ın en büyük oğlu olan şehzade Berkyaruk’u destekledi. Ayrıca “Bir kadının ve küçük bir çocuğun lafıyla devlet yönetilmez.” diyerek sarayın en güçlü kadınını kendisine düşman etti.

Akraba Kayırmacılığı İddiaları ve Merv Hadisesi


Nizamülmülk devlet yönetiminde oğulları ve torunlarını yüksek makamlara getirmişti. Nizamülmülk’ün torunu Osman dedesinin nüfuzuna güvenerek Melikşah’ın komutanını tutuklatıp Osman’ın aşağılaması sultanı kızdırmıştı.

Bu durumda Melikşah Nizamülmülk’ün devleti kendi ailesi arasında paylaştırdığını düşünmeye başlar. Sultan Melikşah veziri Nizamülmülk’e mektup yazarak haber gönderir.

Divit ve Taç Kavgası: Melikşah ile Nizamülmülk’ün Tarihi Mektuplaşması

Mektupta “Sultan Melikşah, vezirine hitaben; “Sen benim devletimi istilâ ettin, memleketimi, oğulların, damatların ve kulların arasında öyle taksim ettin ki, sanki sen devlette benim şerikimsin! Oğullarından her biri bir kıtayı istilâ etti ve büyük bir eyalete vali oldular. Buna da kanaat etmeyerek devlet işlerine müdahale ve tecavüz ettiler, şunu şunu yapmaya kalkıştılar. Eğer sen saltanatımda şerikim, mülkümde ortağım isen bunun da bir hükmü ve kuralı vardır; fakat benim naibimsen ve benim emrimdeysen o takdirde naiplik ve tâbilik şartlarına uymalısın. İster misin, önündeki vezirlik hokkasının kaldırılmasını emredeyim ve halkı senin tahakkümünden kurtarayım?” diyerek sert tepki gösterir.

Nizamülmülk ise cevap olarak “Sultan’a deyiniz ki, eğer benim saltanatta ve mülkünde ortağı olduğumu bilmiyor idiysen bil. Bugün bulunduğun mevki ve ikbale benim reyim ve tedbirimle geldin. Babası öldürüldüğü gün işlerini nasıl idare ettiğimi ve ona isyan edenleri nasıl bastırdığımı hatırlamaz mı? O zaman bana sımsıkı sarılır ve muhalefet etmezdi. Ne zaman kî işleri yoluna koydum, herkesi ona itaat ettirdim, dirlik ve düzeni sağladım, yakın ve uzak [şehirleri fethettihim, uzak yakın herkes ona itaat arz etti, işte o zaman işlemediğim günahları bana isnad etti, hakkımdaki jurnalleri işitir oldu.

Benim adıma ona deyiniz ki; “Basımdaki o tacın (Kalansuva) varlığı bu divite bağlıdır. Bu ikisinin iş birliği ve ittifakı iledir ki her şeyin bağı ve her türlü ganimetin sebebidir. Bu divitin kapağını kapatırsam onun tacı da yok olur. Eğer bir tağyir ve tebdile karar verdiyse değişiklik vuku bulmadan gerekli tedbirleri alsın. Kapıyı çalmadan önce başına gelecekleri düşünsün de dikkatli olsun.” Sonra da onlara; “Sultan’a benim dediklerimden istediğiniz kadarını söyleyin; çünkü tehdit ve kınamaları beni çok üzdü ve zayıf düşürdü.” der. Vezirin bu iddialı sözleri, Sultan ile arasındaki bağları tamamen koparır. Melikşah, vezirin öldürülmesine karar verdiğini ifade eder

Nizamülmülk Nasıl Vefat Etti? Sehne Suikastının Detayları (14 Ekim 1092)

Nizamülmülk ile Sultan Melikşah’ın arasının açılmasına neden olan durumları; saray içindeki çekememezlikler, güç mücadeleleri ve ailevi meseleleri olarak özetleyebiliriz.

Aralarındaki şiddetli gerilime rağmen Sultan Melikşah, Nizamülmülk’ü görevden almadı. Melikşah, Terken Hatun ve Tâcülmülk ile birlikte Bağdat’a doğru sefere çıkarlar. Sonra Sultan Nizamülmülk’ünde gelmesini ister. Nizamü’l-Mülk, 10 Ramazan 1092 tarihinde Bağdat’a doğru ilerlerken, Nihavend yakınlarındaki Sehne köyünde konaklar. Bilahare akşam iftarını açıp sofradaki misafirleri dağıldıktan hemen sonra suikasta uğrar. İyilik isteme bahaniyle yanına yaklaşan Deylemli bir genç, gizlediği hançerle Nizamü’l-Mülk’ü ağır yaralayarak öldürmüştür. Kaçmaya çalışan suikastçı, çadır ipine takılıp düşmüş ve orada hemen öldürülmüştür. Olayın ardından Sultan Melikşah duruma müdahale ederek karargâhtaki kargaşayı yatıştırmıştır.

Nizamülmülk iftardan sonra dinlenmek üzere çadırına çekilir. O sırada, Ebu Tahir-i Errânî isimli bir Bâtınî fedaisi tarafından hançerlenerek suikasta uğrar. 14 Ekim 1092 tarihinde hayatını kaybeden büyük vezir, öldürüldüğünde 72 yaşındaydı. Ardından cenazesi İsfahan’a götürülerek oradaki türbesine defnedildi.

Suikastıyla İlgili Rivayetler

Dönemin bazı kaynaklarına (12-14. yy) göre Nizamülmülk’ün suikastıyla ilgili rivayetler şu şekildedir:

İbnü’l-Cezvi’nin ifadeleri: “Nihavend bölgesine varılınca Sofi sıfatlı bir Deylemî çocuk gelir. Sonra ona yiyecek bir şey vermek istediğini söyler, hançerini çıkararak kalbinden vurur ve öldürür. Onun öldürülmesine Sultan’ın rıza gösterdiği aktarılır.”

Sıbt İbnü’l-Cezvi’nin ifadeleri: “Suikastın gerçekleşme şekline gelince Melikşah Ramazan ayında Bağdat’a doğru yola çıkar. Nizamü’l-Mülk de arkasından devam eder. Nihavend bölgesine varılınca bir köyde konaklanır. Çadırlar kurulur. Bu arada ordudan bir adam gelerek: Rasulullah (s.a.v.)’ı gördüm sana gelmiş, sen ise mihfede oturursun! Nizamü’l-Mülk hayırdır inşaallah, bir müjde mi var der. Yemekten sonra Nizamü’l-Mülk mihfeden kalkar harem bölümüne çadırına gider. Bu arada karşısında elinde tabak olan Sofi şekline girmiş bir Deylemî çocuğu görür. Elindeki yemek tabağı olduğu sanılan kabı uzatarak elindeki hançerle Nizamü’l-Mülk’ü kalbinden vurur. Nizamü’l-Mülk, çadırına taşınır ve ölür. Deylemî ise firar eder. Bâtınî olan Deylemî çocuk aranır, bulunmaz.”

Dönemin yazarlarından biri olan Sadruddin Ebu’l-Hasan’a göre suikast olayı şu şekilde meydan geldi: “Hasan Sabbah Alamut Kalesi’ne sığınıp tehlike saçmaya başladı. Nizamü’l-Mülk kaleyi kuşatma altına aldı. Kaleden çıkan iki fedai, atlarının nallarını ters çakarak askerleri yanılttı ve dışarıdan gelmiş gibi göründü. Bu fedailerden biri, haksızlığa uğramış gibi davranıp şikâyet dilekçesi verme bahaniyle Nizamü’l-Mülk’ün sofrasına yaklaştı. O an onu hançerleyerek şehit etti. Kaçarken çadır ipine takılıp düşen suikastçı da orada öldürüldü. 27 yıl boyunca vezirlik yapan Nizamü’l-Mülk, Ramazan ayında (1092) Bâtınîler tarafından bu şekilde katledildi.”

Nizamülmülk’ün mektuptaki sözü sanki bir fal niteliğindeydi. Çünkü onun öldürülmesinden kısa bir süre sonra Bağdat’a varan Sultan Melikşah da, rivayetlere göre vezirinden 18 ila 35 gün sonra şüpheli bir şekilde vefat etmiştir.

Nizamülmülk’ü Kim Öldürttü? Suikastın Arkasındaki Şüpheliler

Nizamülmülk’ün azmettiricisi olarak Hasan Sabbah ve batıniler (haşhaşiler), Terken Hatun’un iktidar hırsı, Melikşah ve Tâcülmülk ittifakı öne sürülse de bu iddiaların kesinliği şüphelidir. Kaynaklarda suikastın detayları hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Nihayetinde Türk-İslam tarihinin en büyük devlet adamlarından biri, hain bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

Blog yazımı okuduğun için müteşekkirim. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle…


KAYNAK

  • Selçuklular’ın Din Politikası – Cağfer KARADAŞ
  • Selçuklu Devleti’nde Suikastlar – Hasan TAŞKIRAN
  • Güç ve Adalet Arasında Bir Devlet Adamı: Nizamülmülk ve Siyasetnamesi – Mustafa KÖMÜRCÜOĞLU, Şeyma KÖMÜRCÜOĞLU
  • Nizamülmülk Suikastının Dönemin Kaynaklarına Yansıması – Mustafa AKKUŞ
  • Melikşah, Nizamülmülk ve Tacülmülk İlişkisine Yeni Bir Bakış – Eşe Fatma ÜLKÜMEN
  • Selçuklular – Muhammed ŞEBANKAREİ, Çeviren: Ahmad HESAMİPOUR
  • Vezir Nizamülmülk: Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah Dönemlerinin Karşılaştırılması – Yusuf YILMAZ, Elmas Burcu KARATAŞ
  • Bir İhtirasın Hikayesi: Selçuklu Devlet Adamı Tacülmülk’ün İktidar Mücadelesi – Mustafa ŞAHİN, Uğur ARABACI
  • Büyük Selçukluların İnhitatında Nizamülmülk’ün Oğulları Faktörü – Murat TURAL
  • Büyük Selçuklu Devleti’nde Rüyalar ve Bunların Siyasi-İdari Etkileri – Fatih SARIKAYA
  • Bir Bürokratik Bağımlılık Örneği: Nizamülmülk ve Ailesi – Nurullah YAZAR
  • Nizamülmülk’ün Siyasetname Adlı Eserinde Yöneten-Yönetilen İlişkisi – Bahar GENÇ
  • V. / XI. Asırda Bir Selçuklu Veziri: Müeyyidülmülk b. Nizamülmülk’ün Siyasi ve İdari Etkinliği – Efe YEŞİLDURAK
  • Geleneksel Siyaset ve Devlet Felsefesinin Bir Yorumu Olarak “Siyasetname” -Büyük Devlet Adamı Nizamülmülk’ün Devlet ve Siyaset Anlayışı Üzerine- Kadir CANATAN

Alakalı Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir