Peyami Safa ”Fatih – Harbiye İncelemesi”

Peyami Safa , 2 Nisan 1899’da İstanbul’da doğmuştur. Babası İsmail Safa da kendisi gibi bir edebiyatçıdır ve Servet-i Fünun’un şair kadrosu arasında yer almaktadır. Bu yüzden Muallim Naci onu “anadan doğma şair” lakabıyla anmıştır. Babası Abdülhamit devrinde devlete ihanet suçu işlediği öne sürülerek Sivas’a sürülür ve sürgündeyken hastalığından ötürü vefat eder. Babasını ölümü ile ailesiyle İstanbul’a gelir. Peyami Safa gerek babasının ölümü gerek hastalığından ötürü eğitim hayatına devam edemez, okulu bırakıp ailesine bakmak mecburiyeti içinde kalır ve çalışmaya başlar. İlk olarak bir postanede çalışır daha sonra Rehber-i İttihat Mektebi’nde öğretmen olur ve iş değiştirmesi öğretmenlikle son bulmaz ve gazetecilik yapmaya başlar. Abisi İlhami Safa’nın Yeni Asır gazetesinde, Asrın Hikayeleri adlı hikayeler yazmaya başlar. Son Telgraf, Tasvir-i Efkâr, Cumhuriyet Son Havadis gazetelerinde fıkra ve makalelerinin yanı sıra “Server Bedi” takma adıyla romanlar da yayımladı. 1961 ‘de Erzurum’da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve’nin ölümü üzerine geçirdiği büyük sarsıntı sonrasında 1961’de İstanbul’da öldü.

Roman:

  • Gençliğimiz (1922)
  • Şimşek (1923)
  • Sözde Kızlar (1923)
  • Mahşer (1924)
  • Bir Akşamdı (1924)
  • Süngülerin Gölgesinde (1924)
  • Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925)
  • Canan (1925)
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930)
  • Fatih-Harbiye (1931)
  • Atilla (1931)
  • Bir Tereddüdün Romanı (1933)
  • Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949)
  • Yalnızız (1951)
  • Biz İnsanlar (1959)

Hayatından kısaca bahsettiğimiz Peyami Safa ’nın bulunduğu çağı yansıtması açısından en önemli eserleri arasında yer alan Fatih- Harbiye romanını inceleyeceğim.

Fatih Harbiye Romanının Özeti, Teması, Konusu ve Olay Örgüsü

TEMA: Doğu- batı çatışmasında kimlik arayışı

KONU: 1923’lü yıllarda yenileşme sürecinde Fatih’te oturan Neriman’ın Macit’e ve onun alafranga yaşayışına ilgi duyması sonucu babasıyla ve Şinasi’yle yaşadığı olayları anlatılır.

Peyami Safa ‘nın Fatih Harbiye adlı romanında baş karakter Neriman’ın annesi yedi sene önce vefat etmiştir. Babası Faiz Bey ise karısının ölüm üzerine yalıda oturmak istememiştir, bundan sebep Fatih’teki eve taşınmışlardır. O vakit Neriman 15 yaşlarındadır ve Süleymaniye’deki kız lisesine gitmektedir. Orada Şinasi’nin kardeşi Nezahet’le tanışır. Faiz bey, ney çalmaktadır. Nezahet’ten abisinin de kemençe çaldığını öğrenince onunla tanışmak ister ve bu saatten sonra Şinasi, Nerimanlara sık sık gelip gitmeye başlar. Bu gelip gitmeler sonucu Neriman ve Şinasi çok samimi olurlar, Faiz Bey bu samimiyet engel olmamıştır. Gece gündüz sürekli beraber olan Neriman ve Şinasi herkes tarafından bir gün evlenilecek gözüyle bakılan bir çift haline gelmiştir fakat Neriman son zamanlarda çok değişmiştir ve bu değişim herkesin dikkatini çekmiştir.

Neriman’ın Değişimine Sebep Olan Durum

Peyami Safa başkarakterin değişimini Şinasi’nin karşında batıyı temsil eden bir karakterle göstermek istemiştir. Neriman’ın değişimi altı ay önce Macit’le tanışması ile olmuştur. Arkadaşları vesilesiyle tanıştığı Macit’e ve onun yaşayışına hayran olmuştur. Bu hayranlık onun giyimini, derslerini, eşiyle dostuyla olan muhabbetini de etkilemiştir. Lise yıllarında tanıdığı sürekli vaktini geçirdiği Şinasi’den uzaklaşmaya başlamıştır. Neriman doğu medeniyeti ve ona ait olan her şeyden nefret etmeye başlar. Buna karşılık batı medeniyeti ve medeniyetin getirdiği her şeye büyük hayranlık duyar. Halbuki Neriman doğu kültürüyle büyümüştür fakat batı medeniyetine özenir hale gelmiştir. Bu yüzden sürekli Beyoğlu’na gider çünkü Macit ve Beyoğlu batıyı ve medeniyeti temsil etmektedir. Yaşadığı yer olan Fatih ise doğuyu ve fakirliği temsil etmektedir. Hayatında olan Şinasi de Fatih’te yaşamakta doğuyu ve doğunun unsurlarını temsil etmekteydi. Neriman’ın bu düşünceleri bu değişmeleri Şinasi’yle arasında da büyük sorunlara yol açmıştır.

Neriman’ın Şinasi’ye Yalan Söylemesi

 Neriman, Macit’le buluşmak için bir okul çıkışı arkadaşının yanına gideceğim deyip Şinasi’ye yalan söyler. Şinasi onun bu yalanını yakalar ve Neriman’daki değişimleri ilk defa ciddi bir şekilde düşünmeye başlar. Macit’le buluşup eve geç gelen Neriman babasını da düşünmeye itmiştir ve Neriman babasını rahatlatmak için yalanlar söylemiştir. Rahatlatma sırası Şinasi’ye gelmiştir Şinasi’ye de yarı yalan yalanı gerçek “dün senden ayrıldıktan sonra fahriye gittim toplantıdan vazgeçmiş Macit’i gördüm ısrar etti Beyoğlu’na gittim” diye anlatır fakat Şinasi onun Fahriyelere hiç gitmediğini bilir, bundan dolayı bir hışımla yanlarından ayrılır. Neriman o vakit her şeye öfke püskürür, şarklı olan her şeyi eleştirir, Şinasi’yle anılarını hatırlar, Macit’e olan ilgisi içini yer ve bu düşünceler onda gel gitlere sebep olur.

Neriman daha sonra Beyoğlu’na geçer o Beyoğlu’na geçmeyi seyahat yapmış gibi adlandırır çünkü onun için Beyoğlu bir diğer deyişle New York’tur, bir batı sembolüdür. Beyoğlu’na geçtiği sırada bir pastanede Macit’le karşılaşır ve Macit Neriman’la arkadaşı Fahriyeyi baloya davet eder.

Neriman izin, para, kıyafet Şinasi gibi meselelerden dolayı derin düşüncelere dalar fakat gitmeye kararlıdır. Baloya gidebilmek için babasının gözünü boyamaya başlar fakat gece yarısı babasıyla konuşurken ilk defa Doğu ve Batı meselesini açar. Kedi köpek betimlemesi üzerinden şarkı eleştirir olduğu konumdan, evden, kültürden tiksindiğini anlatır. Neriman’ın balo için mücadelesi Doğu ve Batı mevzusu diğer güne de sarkar ve babasıyla bu tarz konuşmalar üstü kapalı yine yapılır.

Peyami Safa Neriman’ın Gel Gitleri

Neriman odasına çıkıp eskilere dalar Şinasi’yle tanışmasını, yaşadıklarını, Macit’ten sonra olanları düşünüp durur kendi kendine” bunun sonu ne olacak” diye sorar ne Şinasi’yle geçen yedi yılı unutabilir ne de Macit olan zaafından vazgeçebilir, bu düşüncelerden sıyrılıp okula gitmek için yöneldiğinde babası Şinasi’yi çağırmasını söyler. Neriman Şinasi’yi bulur ve aralarında yaşanan sorunlar konuşulur bu sırada Neriman fenalık geçirir eve gelirler. Babası her şeyin farkında olduğundan Neriman ve Şinasi’yi derhal evlendirmenin peşindedir. Babası Neriman’a evlilik konusunu açtığında Neriman vakit ister ve bunun yanında balo konusunu açar, babası Şinasi’yle gitmesi şartıyla gitmesine izin verir. Şinasi’ye balo konusunu açtığında ise aralarında yine tartışma geçer fakat beraber gitmeye karar verirler.

Neriman’ı Kendine Getiren Hikaye Neydi

Neriman kıyafet bakmak için dolaşırken dayısının kızlarına gider ve orada Rus kızın hikayesini ve intihar ettiğini öğrenir. Bu hikâyenin kendi hayatıyla benzeştiğini düşünür ve Rus kızın hikayesi Neriman o kadar etkiler ki kendini sorgulamaya başlar eve gelirken Macit’i görmesi bu kendini sorgulama sürecini daha da kuvvetlendirir, eve geldiğinde babasının ve Şinasi’nin Feritlerde toplandığını öğrenir. Musiki üzerinden Garp- şark tartışmasının yapıldığı bir ortamın içerisine düşer ve konuşmalar esnasında isyan edip baygınlık geçirir, kendisinin alçak olmadığını dile getirir. Feritlerden çıktıktan sonra toplantıda yapılan konuşmaları ve bu süreçte yaşadıklarını düşünür ve Neriman Harbiye’nin geçiciliğini, aldatıcılığını, sahteliğini anlar, gerçek ve kalıcı huzurun Batı’da, maddede, geçici eğlencelerde olmadığını fark eder.

Asıl huzurun Fatih’te, yani manevi olanda, özde, Doğu’da olduğunu anlar. Sonra babasıyla evlilik konusunu yeniden konuşur ve Neriman artık bekletilmesi gerekmediğini söyler o gün, herkes dokuz gündür yaşanılan süreçten sonra alınan kararla rahat bir uyku çeker.

                                             Olay Örgüsü

Neriman ve Şinasi’nin müzik okulundan çıkması Neriman’ın acele ile Şinasi’nin yanından ayrılıp gitmek istemesi daha sonra Şinasi’nin onu arkadaşının yanına gitmeyip tramvay beklediğini görmesi. Yalanını yakalaması onu Neriman’ın değişimlerini düşünmeye itmesi Faiz beylere geçip Neriman’ın hala gelmediğini öğrenmesi

 Neriman’ın gece çok geç vakitte bir otomobilden inip eve geçmesi babasıyla karşılaşması babasına yalan söylemesi

Faiz Bey’in de Neriman’daki değişikliklerin farkına varması

Buluşmadan sonraki gün Şinasi’yle karşılaşması ve yarı yalan ya da gerçek olanları itiraf etmesi, Şinasi’nin çekip gitmesi, Neriman’ın fahriye ile Beyoğlu’na geçmesi pastanede mucitle karşılaşması, Macit’in baloya davet etmesi

 Bu baloya gidebilmek için babasının gözünü boyaması gece yarısı babasıyla kedi köpek benzetmesi üzerinden Doğu-Batı tartışması yapmaları Neriman’ın ilk defa olduğu konumdan yaşamdan ve kültürden tiksindiğini babasını anlatması

 Bu tartışmalardan sonra Neriman’ın Şinasi ile olan ilişkisini Macit’le tanıştıktan sonra olanları düşünmesi. Bu yaşananlardan ötürü kendini sorgulaması

 Şinasi’yle okul çıkışı buluşup aralarında yaşanan sorunları konuşması ve bu konuşma sırasında sinir buhranı geçirmesi ve eczaneye gitmeleri Şinasi’nin onu eve bıraktığı sırada babasının onları derhal evlendirmek istediğini söylemesi, Neriman’ın iki, üç ay zaman istemesi ve bu sırada baloya gitmek istediğini söylemesi babasının Şinasi’yle gitmesi şartıyla izin vermesi.

Baloda giyeceği kıyafeti seçmek için Beyoğlu’na gitmesi dayısının kızlarına uğraması ve orada o bir Rus kızın annesinin olduğunu görmesi. Rus kızın hikayesini ve intiharını öğrenmesi kendi yaşadığı durumla bu durumu özleştirmesi Rus kızın hikayesini öğrendikten sonra Macit’le karşılaşması sorgulama sürecinin daha da kuvvetlenmesi

 Feritlerin evindeki toplantıya katılıp musiki üzerinden doğu batı çatışmasının yapıldığı bir tartışmanın içerisine düşmesi tartışma sırasında bayılması toplantıdan ayrılıp eve dönerken babasına baloya gitmek istemediğini ve Şinasi’yle evlenmek istediğini söylemesi

Sonuç

Peyami Safa ’nın, Fatih- Harbiye adlı romanı dönemini iyi yansıtması ve olgunluk döneminde verdiği eser olması bakımından Türk edebiyatında oldukça önemli bir yere sahiptir. Fatih-Harbiye romanında Batıyı şekil olarak örnek alan, kendi kültürünü Batı kültürü karşısında ezen, Batılı tarzda gördüğü her unsuru kendi kültüründeki unsurlarla karşılaştıran ve bu karşılaştırma sonucu kendi kültürüne sırtını dönen, kültürünü hakir gören buna karşılık kendi düşünce ve yaşayış tarzını, öz benliğini koruyan karakterler ele alınmıştır.

Peyami Safa, bu romanda Türk toplumunun aslında Tanzimat’tan beri -belki daha öncesini de götürebileceğimiz- Doğu- Batı arasında kalmışlığını anlatmaktadır. Batılılaşmayı yanlış anlayıp sadece maddecilik ve şekilcilik anlayışıyla hareket eden roman karakteri ve bu karakter üzerinden Türk toplumunu ele alan yazar, kişilerin yaşadığı ruhsal durumlara da roman üzerinden yer vermiştir. Peyami Safa’nın roman ile Türk topluma anlatmak istediği aslında oldukça açıktır. Yazar, yıllardır süren Batı hayranlığını eleştirir. Kendi kültür anlayışımıza geri dönmemiz konusunda yumuşak söylemlerde bulunur. Hayranlık duyulan unsurlar kendi kültür haznesinde sentezlenmediği sürece eksiktir. Fatih-Harbiye Türk milletinin, ulusal kimliğini için vermiş olduğu zorlu mücadelenin en güzel kanıtıdır.

    1. Zeki Samet Taş 14 Mayıs 2022
    2. Tuğba Önder 14 Mayıs 2022

    Yorumunu ekle