Garipçiler ve Türk Şiirine Katkıları

Garipçiler, bu topluluğu lise yıllarımızdan hatırlamayanımız yoktur. Doğru hatırladınız! edebiyat derslerimizde gördüğümüz bir edebi topluluktan bahsediyorum.

Cumhuriyet dönemi Türk şiiri dört ana döneme ayrılmaktadır. Bu dönemler 1923-1940, 1940-1960, 1960-1980, 1980 sonrası şeklindedir. Garipçiler, ikinci ana dönem olan 1940-1960 yılları arasında varlık gösteren bir topluluktur. Garipçiler, Cumhuriyet devri Türk edebiyatında ilk ana kırılmayı gerçekleştiren topluluk olmasının yanı sıra şiire 1923 kuşağından farklı bir görünüm getirmişlerdir. İlk ana kırılmayı gerçekleştiren Garipçiler. Ama Nazım Hikmet eğer yasaklı bir şair olmasaydı ve şiirleri o dönemde geniş kitlelere ulaşsaydı ilk ana kırılmayı Nazım Hikmet’in adıyla anacaktık.

Nazım Hikmet RAN ile alakalı daha detaylı bilgi almak için Nazım Hikmet’in Yaşamıyla Eserlerinin Arasındaki İlişki isimli yazıma bakabilirsiniz

Garipçiler, namı diğer İkinci Yeni kimlerden oluşmaktadır?

Garipçiler topluluğu, Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday gibi şairlerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.

Bu üçlü Ankara Erkek lisesinde tanışıp, arkadaş olmuştur. Lise yıllarında şiire ilgi duyan bu isimler okudukları okulda “Sesimiz” adlı bir dergi yayımlamışlardır. Eğitimlerinin ardından Melih Cevdet Belçika’ya gitmiştir. Orhan Veli ve Oktay Rıfat şiirler yazmaya devam etmişlerdir. 1936’da Varlık dergisinde görünmeye başlamışlar. Fakat yazdıkları şiirleri beğenmemişler, farklı tarzda şiirler yazmak istemişlerdir. Bu dönem Orhan Veli ve Oktay Rıfat şiirlerini birbirlerine okumaya karar vermişlerdir. Okudukları şiirlerin farklı olduklarıno görüp şiir yazarken izlemeleri gereken yolu keşfetmişlerdir. O vakitten sonra kısa, vezinsiz, imgesiz şiirler yazmışlardır. Bu keşfin verdiği heyecanla 1937’de Varlık dergisinde kaleme aldıkları şiirleri yayımlamışlardır. O sıra Belçika’da olan Melih Cevdet’te şiirler yazıp yollamaktadır. Varlık dergisinde yazdıkları sayfayı Melih Cevdet’e atfetmişlerdir. Bu gelişmelerin sonucunda Türk edebiyatına farklı tarzda şiirlerle giriş yapmışlardır. Tüm bu yaşananların ardından Melih Cevdet Belçika’dan dönmüştür. Onun dönüşüyle birlikte şiirleriyle farklılık yaratan bu isimler beraber gezerek farklılıklarına bir de topluluk anlayışlarını eklemişlerdir. Garipçiler, bu farklı tarzda şiirleriyle edebiyatımızda oldukça yankı uyandırmışlardır. 1941 yılında Garip adlı bir kitap yayımlamışlar ve bu kitabın ön sözünde edebi ilkeleri yer almaktadır. Bu kitapta hangi şiirlerin yayımlanacağına ise Orhan Veli karar vermektedir.

Garipçilerin asıl farkı nedir?

Garipçiler, henüz lise yıllarındayken şiirler kaleme almışlardır. Ancak amaçları Türk şiirine yeni bir tarz getirmektir. Önce istedikleri tarzda şiirler yazıp daha sonra şiirleri üzerinden ilkelerini belirlemişlerdir. Türk edebiyatında önce şiirler yazıp sonra ilkelerini yayımlayan ilk topluluk olması açından farklıdırlar.

Peki Garipçilerin aralarında hiç mi görüş ayrılığı olmadı?

Onların şiir yazdıkları dönemde ikinci dünya savaşı çıkar ve savaştan sebep askere giderler.  1945’te dönerler. Savaşa gidip gelmelerinin ardından aralarında ufak tefek olan fikir ayrılıkları büyür. Beraber yayımladıkları Garip kitabının ikinci baskısı çıkar ancak bu baskıda sadece Orhan Veli’nin şiirleri yer almaktadır. Görüş ayrılıklarından ötürü beraber olmadıkları dönemde üç isimde kendi şiir kitaplarını peş peşe çıkartırlar. Bu üç isim için en verimli olan bu zaman topluluk olma bilinci açısından ise en zayıf dönemdir.  Fakat daha sonra ne olduysa 1949’da beraber Yaprak dergisini çıkarmaya başlamışlardır. Aralarında hiçbir problem olmamış gibi yeniden beraber gezip, beraber şiirler kaleme almaya başlamışlardır. Ancak dergi uzun ömürlü olamamıştır. 1950’li yıllarda Orhan Veli’nin bir kaza sonucu vefat etmesiyle topluluk ve topluluğun benimsediği şiir tarzı da etkisini kaybetmiştir.

Garipçiler
Garipçiler

Garipçiler ne istediler? Onları farklı kılan o edebi ilkeler nelerdir?

Garip kitabının ön sözünde bulunan ilkeler şöyledir:

Şiir geleneğinin getirdiği her türlü öğeden uzak şiirler kaleme almak istemişlerdir.

Onlara göre nazımla şiir aynı değildir.

Vezin ve kafiyeyi nazmın bir öğesi olarak görmüşler ve bunların şiirde yeri olmadığını belirtmişlerdir.

Onlara göre şiir yapaylıktan arındırılmalı ve doğallığa kavuşturulmalıdır. Bunun da ancak şairane söyleyişten uzak durulduğu müddetçe olabileceğine inanmışlardır.

Onlara göre şiir günlük konuşma diliyle yazılmalıdır. Günlük konuşma diliyle şiir yazma anlayışları yüzünden Türk edebiyatında bazı topluluk ve şairler tarafından eleştirilere maruz kalmışlardır. Bu bağlamda Orhan Veli’nin Cımbızlı Şiir, Altın Dağ ve Kitabe-i Sengli Mezar da kullandığı cımbız, lağım, kese, nasır kelimeleri Türk edebiyatında “bu kelimelerin şiirde ne işi var” adlı bir polemiğe yol açmıştır. Polemiğe yol açan bu şiirlerden birine şöyle bir bakalım.

Cımbızlı Şiir
ne atom bombası
ne londra konferansı
bir elinde cımbız, 
bir elinde ayna; 
umurunda mı dünya!

Garipçilere göre şiir başlı başına bir anlam sanatıdır. Şiirin kendine özgü bir dili olduğu düşüncesi de yanlıştır. Onlar, şiirde söz ve anlam sanatına gerek olmadığı düşüncesindedirler.

Garipçilere göre şiirde sözcüğün ses değerine önem verilmemelidir. Sözcük ve dize bir bütündür. Şiirin güzelliği bu iki parçaya bağlı değildir.

Onlara göre şiir, refah içinde yaşayanların temsilcisi değildir. Şiir, ekonomi ve zevk açısından gelişmemiş halk katmanına yönelmeli, azınlığın değil çoğunluğun sesi olmalıdır.

Garipçiler, bilinçaltını, rüyayı, çocukluğu, insanın en doğal hali olması açısından en verimli kaynaklar olarak görmüşlerdir. Bilinçaltını değerli görmeleri bakımdan sürrealizm taklitçileri olarak görülmüşler ama onlar taklit etmemiş sadece etkilenmişlerdir.

Garipçiler, temaları işleyiş açısından farklıdırlar. Ölümü, aşkı, heyecanı, üzüntüyü ve benzeri duygu ve olayları sıradanlaştırarak, abartmayarak, trajikleştirmeyerek; hayatın doğal unsurları olarak görüp, işlemişlerdir.

Eski ve Yeni edebiyata ilgi duyan bütün okurları diğer yazılarımı okumaya davet okuyorum. Verimli ve keyifli okumalar, edebiyatla kalın.