16. Yüzyıl Osmanlı Kartografyasının Kayıp Hazinesi
Tarihin tozlu raflarında, bazen bir parşömen parçası, koca bir imparatorluğun dünyaya bakışını değiştirecek güce sahip olabilir. Baltimore’daki Walters Sanat Müzesi’nin deposunda, W.660 envanter numarasıyla kayıtlı duran bir eser, tam da böyle bir hikayeyi fısıldıyor. 16. yüzyılın şafağında, Osmanlı İmparatorluğu’nun denizlerdeki hakimiyetinin zirveye tırmandığı bir dönemde (yaklaşık H. 10. yüzyıl / M. 1501 sonrası) kaleme alınmış bu deniz atlası, sadece coğrafi bir belge değil; aynı zamanda estetik bir şaheserdir.

Peki, isimsiz bir Osmanlı hattatının elinden çıkan bu parşömenler, bize imparatorluğun vizyonu hakkında ne anlatıyor? Neden Piri Reis veya Ali Macar Reis kadar konuşulmuyor?


Harita Kitabının Özellikleri
Bir tarihçi olarak bu eseri elinize aldığınızda (veya dijital kopyasını incelediğinizde), ilk dikkatinizi çeken şey parşömenin dokusudur. Yaklaşık 30.0 cm yükseklik ve 22.5 cm genişliğe sahip bu eser, sekiz adet çift sayfa haritadan oluşur. Ancak onu sıradan bir seyir defterinden ayıran, detaylardaki sanatsal işçiliktir.

Yer isimleri, Osmanlı bürokrasisinin ve sanatının inceliğini yansıtan siyah nastalik (nastaʿlīq) hattıyla yazılmıştır. Bu tercih bile, eserin sadece kaptan köşkünde kullanılmak üzere değil, belki de saray erkanına sunulmak üzere hazırlanan bir prestij objesi olduğunu düşündürtür. Siyah, kırmızı, altın, yeşil, mavi, koyu gül ve sarı renklerin dans ettiği haritalar, dönemin estetik anlayışını yansıtan bir renk cümbüşü sunar. Özellikle şehir vinyetlerinin detaylı temsili, bu atlası, rakiplerinden ayıran en belirgin özelliktir.

Akdeniz’den Yeni Dünya’ya
Atlasın içeriği, Osmanlı denizcilerinin ufkunu anlamamız açısından hayati önem taşır. Eser, sadece klasik Akdeniz havzasıyla sınırlı kalmaz. Folyo 1b ve 2a, birleştiğinde büyüleyici bir dünya haritası oluşturur.

- Folyo 1b: Afrika ve Uzak Doğu’yu gösteren sağ yarı.
- Folyo 2a: Amerika kıtasını gösteren sol yarı.

Evet, yanlış okumadınız. 16. yüzyılın başlarında, İstanbul’daki bir atölyede çizilen bu atlas, Yeni Dünya’nın (Amerika) varlığını belgelemektedir. Bu durum, Osmanlı coğrafyacılarının Keşifler Çağı’nı ne kadar yakından ve anlık takip ettiğinin somut bir kanıtıdır.

Atlasın diğer sayfaları ise stratejik deniz yollarını adım adım işler. Folyo 2b’de Hint Okyanusu ve Güney Asya’nın tasviri, Osmanlı’nın Portekizlilerle okyanuslarda giriştiği mücadelenin kartografik bir yansımasıdır. Batı Avrupa kıyıları, Fransa, Britanya Adaları (Folyo 5a) ve İber Yarımadası (Folyo 6a), imparatorluğun istihbarat ağının ve coğrafi bilgisinin sınırlarını çizer.

Sanat ve Bilimin Kesişimi: Portolan Geleneği

Bu atlas, Akdeniz denizciliğinde yaygın olan “Portolan” harita geleneğinin Osmanlı yorumudur. Ancak Walters Deniz Atlası’nı salt teknik bir seyir yardımcısı olarak görmek hata olur.

Dimitris Loupis gibi araştırmacıların vurguladığı üzere, Osmanlı deniz haritacılığı ile minyatür sanatı arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu atlastaki şehir tasvirleri, sadece bir limanın yerini göstermekle kalmaz; o şehrin siluetini, surlarını ve ruhunu da yansıtır. Karadeniz ve İstanbul’u gösteren Folyo 9a, payitahtın denizden nasıl görüldüğüne dair eşsiz bir perspektif sunar. Haritalardaki rüzgar gülleri ve yön çizgileri (rhumb lines), matematiksel bir kesinlikle çizilmiş olsa da, altın yaldızlarla süslenerek görsel bir şölene dönüştürülmüştür.

Tarihsel Bağlam
Walters Deniz Atlası, literatürde genellikle “Ali Macar Reis Atlası” ile karşılaştırılır ve benzer bir ekolün ürünü olduğu düşünülür. Thomas D. Goodrich’in “The Earliest Ottoman Maritime Atlas” adlı çalışmasında belirttiği gibi, bu eser bilinen en erken tarihli Osmanlı deniz atlaslarından biri olma potansiyeline sahiptir.

Eserin üzerindeki “2987” numaralı eski raf işareti ve 1931 yılında Henry Walters vasiyetiyle müzeye kazandırılması, onun uzun ve muhtemelen çalkantılı serüveninin sadece son durağıdır. Svat Soucek’in analizlerine göre, bu tür atlaslar (Deniz Kitabı türü), Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye geleneğinin bir devamı niteliğindedir ancak daha kompakt ve görsel odaklıdır.

Bu atlas, Osmanlı’nın sadece kılıçla değil, kalem ve pergel ile de dünyaya hükmetme arzusunun bir tezahürüdür. Bir harita çizmek, o topraklara zihnen sahip olmaktır. Walters W.660, bize Osmanlı zihninin sınırlarının Atlas Okyanusu’nu aşıp Amerika kıyılarına, oradan Hint Okyanusu’nun derinliklerine kadar uzandığını kanıtlar.

Tarih meraklıları ve araştırmacılar için bu atlas, hala çözülmeyi bekleyen sırlar barındırıyor. Şehir vinyetlerindeki mimari detaylar hangi dönemi yansıtıyor? Kullanılan kağıt (İtalyan tre lune filigranlı koruma yaprakları sonradan eklense de) ve parşömen kalitesi bize atölye hakkında ne söylüyor? Bu soruların cevapları, Osmanlı bilim tarihinin karanlık noktalarını aydınlatmaya devam edecektir.

Kaynakça
Bu makalenin hazırlanmasında, Walters Sanat Müzesi (The Walters Art Museum) W.660 envanter kayıtları ve aşağıdaki akademik çalışmalar temel alınmıştır:
- Goodrich, Thomas D. “The Earliest Ottoman Maritime Atlas: The Walters Deniz Atlasi.” Archivum Ottomanicum 11 (1986 [1988]): s. 25-50. (Eserin tarihlendirilmesi ve kapsamlı analizi için temel kaynaktır).
- Soucek, Svat. “The ‘Ali Macar Reis Atlas’ and the Deniz Kitabi: Their Place in the Genre of Portolan Charts and Atlases.” Imago Mundi: The International Journal for the History of Cartography 25, no. 1 (1971): s. 17-27. (Atlasın portolan geleneği içindeki yerini tartışır).
- Loupis, Dimitris. “Ottoman Nautical Charting and Miniature Painting: Technology and Aesthetics.” M. Uğur Derman 65th Birthday Festschrift içinde, ed. İrvin Cemil Schick (İstanbul: Sabancı Üniversitesi, 2000), s. 369-397. (Haritaların sanatsal yönü ve minyatür sanatıyla ilişkisi üzerine).
- Harley, J. B., ve David Woodward. Cartography in the Traditional Islamic and South Asian Societies. Chicago: University of Chicago Press, 1992, s. 282.








2 Comments