Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe sarayı nerededir? Dolmabahçe Sarayı’nın bölümleri? Dolmabahçe Sarayı’nın mimarisi nasıl? Dolmabahçe Sarayı’nın dekorasyonu nasıl? Dolmabahçe Sarayı’nın ana yapısı ve daha fazlası için yazımızı okuyabilirsiniz.

Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu bölge her dönem içerisinde önemli olmuş, bu bölgede padişahlara ait köşk ve bahçeler de yapılmıştır. Hatta Osmanlı donanması açılmadan önce son olarak burada toplanmaktaydı. Saray Beşiktaş’ta bulunmaktadır. Saraya bağlı yapıların bölgede yoğunluk kazanması Beşiktaş Hasbahçesi, Beşiktaş Sahil Sarayı’nın ilk ve en önemli yapılarından Çinili Köşk’ün inşası saltanatın bölgeye doğrudan odaklandığını da göstermektedir. Bahçeleri ve köşk yapılarını, buralarda vakit geçirmeyi çok seven bir padişah olan I.Ahmed (1603-1617) bahçeli köşklerde zaman geçirmekten keyif alırdı, bundan dolayı onun döneminde bölgeye olan ilgi artmıştır. I. Ahmed, Levent Çiftliği’ne kadar uzanan körfez alanı düzenli olarak doldurtup burada padişaha ait bir hasbahçe yaptırmıştı. Sahilin doldurulmasının ardından bölge dolma-bağçe olarak anılmaya başlamıştı. Sultan Abdülmecid Beşiktaş Sahil Sarayı’nda yeni düzenlemeler yapılmasını, uzun konaklamaya ve çağın gereklerine uygun bir hâle getirilmesini istemişti. Bunun için sarayı tamamen yıktırıp yerine yenisinin yapılması gerekiyordu.

Dolmabahçe Sarayın İnşaası Ne Zaman Başlar?

13 Haziran 1843 yılında Dolmabahçe Sarayı’nın inşasına başlandı. 1856’da Sultan Abdülmecid Topkapı Sarayı’ndan kesin olarak ayrılarak Dolmabahçe Sarayı’na yerleşti. 1856’dan Cumhuriyet’in ilanına kadar geçen sürede, Osmanlı’nın batıya açılan her bir adımına tanıklık eden Dolmabahçe Sarayı, kuruluşundan itibaren pek çok önemli reforma, devrim niteliğindeki siyasi hamlelere sahne olmuştur. Kanun-i Esasi’nin îlanı (1876), Meclis-i Mebusan’ın açılışı (1877), Türk Dil ve Tarih Kurultayları bu önemli siyasi hareketlerin bir kısmıdır. Dolmabahçe Sarayı’nın inşa sürecinde dönemin mimari alanında önemli ve meşhur isimleri Abdülhalim Bey, Altunizade İsmail Zühtü Paşa, Garabet Balyan, Ohannes Serveryan, Nikoğos Balyan ve James William Smith görev almıştır.

Sarayın Ana Yapısı

Yapı planı olarak eski geleneklerden çok fazla uzaklaşmayan sarayın iç ve dış süslemeleri ise yoğun bir biçimde batı tarzları esas alınarak hazırlanmıştır. Sarayın ana yapısı, fonksiyonel olarak üç bölüme ayrılır; devletin yönetim işlerinin yürütüldüğü “Mabeyn-i Hümâyûn” (Selamlık), padişah ve ailesinin özel yaşamına ait “Harem-i Hümâyûn” (Harem), bu iki bölüm arasında padişahın önemli devlet törenleri için ayrılan “Muayede Salonu” (Tören Salonu)’dur. 285 odası, 44 salonu, 68 tuvaleti ve 6 hamamıyla Dolmabahçe Sarayı, 14.595 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş monoblok bina olarak Türkiye’deki en büyük saray durumundadır. Rokoko, Barok ve Neo-klasik mimari tarzlarını yansıtan Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı’nda mimari plan anlamında da farklılık göstermektedir. Topkapı Sarayı’nda zaman ve gereksinimlere göre genişleyen ve değişen bir tasarım yer alırken Dolmabahçe Sarayı’nda önceden belirlenmiş bir tasarım ve plan düzeni hayata geçirilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe’nin İç Dekorasyonu

Dolmabahçe’nin mimarisiyle beraber iç dekorasyonunda da batılılaşma etkisi büyüktür. Geçmişte kullanılan sedir ve minderlerle oturma düzeni Dolmabahçe’de yerini çağdaş yaşamın gereklerinden kabul edilen sandalyeli, masalı oturma düzenine bırakmıştır.Adından da anlaşılacağı üzere doldurma işleminden sonra dolma-bağçe diye anılan bölge geçmişinden bugüne bahçeciliğin devam ettiği bir nokta olmuştur. Saraya ait bir hasbahçe olarak uzun zaman işlev gören Dolmabahçe, ardından hanedanın ikametgâhı olarak kullanıldığında da bahçe düzenlemesine önem verilmiştir.Bu bahçelerin düzenlemesinde geometrik planlar; bahçe havuzlarının, vazo, heykel ve fenerlerin kullanımı, oluşturulmasında Avrupa’dan gelen Alman Sester, Fritz Venze ve Koch Münika gibi yabancı bahçevanların görev alması bahçelerin Avrupaî bahçe tasarımı düşünülerek oluşturulduğunu göstermektedir.

Dolmabahçe Sarayı bahçeleri Hasbahçe (Selamlık), Kuşluk, Harem ve Veliahd Bahçesi olmak üzere 4 büyük bölümden oluşur. Bu bahçeler, çevresinde bulunan yapıların işlevine göre konumlandırılmış ve tasnif edilmişler.

Dolmabahçe Sarayı Bölümleri

Hasbahçe

Hazine Kapısı ile Saray giriş kapısı arasında konumlanan Hasbahçe sarayın en büyük bahçesidir. Kareye yakın bir dörtgen formunda olan bu bahçeye Mabeyn Bahçesi ve Selamlık Bahçesi de denmektedir. Ortasındaki havuzu, havuzun çevresinde ise oval biçimli iç içe iki yürüme yolu vardır. Havuzun tam ortasında zarif kuğu biçimli fıskiye, Yıldız Sarayı’ndan getirilmiş.Hasbahçe alan genişliğinin de avantajıyla bitki çeşitlilği açısından oldukça zengindir. İstanbul’un ikliminden çok farklı, egzotik iklimlere özgü bitki türleri bahçenin her köşesini süslemektedir.Dolmabahçe Sarayı’nın deniz tarafından görülebilen bahçeleri, Hasbahçe’nin devamı niteliğindedir ve sahil boyunca uzanırlar.

Kuşluk Bahçesi

Hasbahçe ve Harem Bahçesi’nin arasında bulunan Kuşluk Bahçesi görkemli Muayede Salonu’nun kara tarafına bakan cephesinde konumlanır. Yüksek duvarlarla yanındaki iki bahçeden ayrılan Kuşluk Bahçesi bu duvarların gölgesinde loş, sakin ve huzur veren bir atmosfere sahiptir. Bu huzurlu atmosferi yaratan diğer etkenler ise manolya, ıhlamur ve at kestanesi ağaçlarının varlığıdır. Kuşluk Bahçesi, Dolmabahçe Sarayı’nın prestij yapılarından Muayede Salonu ve Camlı Köşk gibi bölümlerin ortasında konumlanır. Bahçenin çevresinde yer alan diğer yapılar ise Kuşluk bölümüne bağlı yapılardır. Dünyanın pek çok yerinden, bazısı hediye olarak takdim edilen hayvanların Kuşluk bahçesinde tavus, sülün, papağan, muhabbet kuşları gibi türler görülebilir.Kuşluk Bahçesi, Dolmabahçe Sarayı’nın diğer bahçelerinden plan olarak ayrılmaktadır. Ortasında, diğer bahçeler gibi havuz bulunmasına rağmen çevresindeki bahçeler gibi geometrik bir düzene sahip değildir. Dağınık adacıklar halinde bulunan bahçeler Avrupaî tarzı değil, Türk bahçesi niteliklerini taşır.

Harem Bahçesi

Bu bahçe, sarayın Harem bölümünü oluşturan L biçimli yapıların kara tarafına bakan cephesinde bulunmaktadır. Kuşluk Bahçesi ile arasındaki geçişte, sarayda bulunan en yaşlı ağaç olan Sekoya yer alır. Bu bahçe, yapının formundan dolayı daha çok bir avluyu çağrıştırır. Orta kısmında oval bir havuz bulunur ve çevresi yine Avrupaî tarzı yansıtan geometrik biçim esasınca düzenlenmiştir.

Veliahd Bahçesi

Harem Bahçesi ile bağlantılı olan Veliaht Dairesi ve etrafındaki diğer yapıların bahçeleri, sarayın dördüncü büyük bahçe bölümüdür. Bu bahçenin etrafında Hareket Köşkleri ve seralar da bulunur.

Dolmabahçe Sarayı’nın İç Mimarisi

Sarayı bugünkü hâliyle inşa ettiren Sultan Abdülmecid, iç dekorasyonun dönemin modası olan Fransız tarzında olmasını istiyordu. Dolayısıyla Fransa’dan başarılı bir dekoratör çağırılması gerekiyordu. Louvre’da Apollon galerisinin dekorasyonunu tamamlamış olan Charles Séchan bu iş için seçilmişti. Kendisinden öncelikle Harem Hünkâr Dairesi, yani padişahın özel dairesinin dekorasyonu sipariş edilmişti. Bunun dışında sarayın genelinde de dekorasyon ve süslemelerde Séchan başta olmak üzere batılı pek çok sanatçı çalışmıştı.

Mobilyalarda hem yerli üretimler hem de yurt dışından getirtilen sipariş ürünler kullanılmıştır. Döşeme ve perde kumaşları ile halıların büyük çoğunluğu ise meşhur Hereke Fabrikası ürünleridir. Dekorasyonda dikkat çeken bir diğer başlık camın kullanımıdır. Camlı Köşk ve Muayede Salonu gibi bölümlerde en güzel örneklerinin görülebileceği cam malzeme, Dolmabahçe Sarayı’nın çoğu salon ve odasında avizeler ve dekoratif eşyalarda kendini göstermektedir. Porselen, gümüş malzemeler, saray ressamlarının eseri tablolar, zarif çini sobalar, saatler de salonların ihtişamının ayrılmaz parçalarıdır.

Sarayın giriş kısmı Mabeyn-i Hümayun’dur. Burası hem hükümdarın çalışma ofislerinin yer aldığı resmî yönetim bölümünü oluşturur. Harem ise Padişahın, Valide Sultan’ın, hanedan üyelerinin ve onlara hizmet eden görevlilerin yaşam alanıdır. Bu iki ana işleve sahip yapılar topluluğunu birbirine bağlayan ara noktada ise Dolmabahçe Sarayı’nın görkemli salonları içinde başı çeken Muayede Salonu yer alır.

Medhal Salon

Saraydan Mabeyn kısmına girilen ilk salon Medhal Salon’dur. Yabancı elçilerin, konukların Osmanlı Devlet protokolüyle ve kimliğiyle ilk karşılaştıkları nokta burasıdır. Bu bölüm bugün de orijinal dekoruna en yakın hâlde korunan bölümlerdendir. Perde renginde Osmanlı protokol rengi olan kırmızının tercih edildiği Medhal Salon’un iki yanında bulunan boulle işi masaların tablalarında sarayı yaptıran Sultan Abdülmecid’in tuğrası vardır. Medhal Salon, Cumhuriyet dönemiyle beraber tarihî gelişmelere de tanıklık etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin modern bir devlet olması yolunda attığı adımlardan 1932, 1934 ve 1936’daki Dil Kurultayları ve 1937 tarihli II. Tarih Kongresi gibi devrim niteliğindeki önemli toplantılar bu salonda gerçekleştirilmiştir.

Kristal Merdivenler

Sarayın protokol girişi olan Medhal Salon’dan üst kata çıkan merdivenler sarayın prestij bölümlerindendir. Kristal Merdivenler olarak anılan bu geçiş bölümünün bir diğer adı Saltanat Merdivenleri’dir. Barok stilde dönüş açılarıyla kıvrılarak yükselen merdivende tırabzan ayaklarının kristalden oluşu bu bölümün önemini ve ününü artırmaktadır. Tam ortasında görkemli bir kristal avize ile de tavandaki cam tonoz örtüden gün ışığını içeri alan merdivenler kristalin ışıltısını ve gün ışığının ağırbaşlılığını yansıtan bir heybete sahiptir.

Süfera Salonu

Dolmabahçe sarayı süfera salonu

Sarayın kabul salonları içinde önem arz edenlerden biri de Süfera Salonu’dur. Yabancı ülke elçilerinin, resmî konukların ağırlandığı salonda II. Abdülhamid, İngiliz Büyükelçisi Layard Fransız Büyükelçisi M. de Noailles, Avusturya Elçisi Compte Zichy, İtalya Elçisi Galonya gibi isimleri kabul etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ise Mustafa Kemal Atatürk yeni alfabe çalışmalarına ilk olarak bu salonda başlamıştır. Salondaki önemli parçalardan biri kara tarafında konumlanan Boulle işçiliğiyle bezenmiş Erard marka piyanodur. Piyanonun üzerinde Sultan Abdülmecid’in tuğrası yer almaktadır. Bir diğer önemli parça da dört yüzünde dört farklı özelliği olan (Barometre, termometre, takvim ve saat) tamamen gümüş eseridir. Bu nadide saat Çırağan Sarayı’nın açılması vesilesiyle Sadrazam Yusuf Kâmil Paşa tarafından Sultan Abdülaziz’e hediye edilmiştir.

Muayede Salonu

Dolmabahçe Sarayı’nın ziyaret edenleri büyüleyecek ihtişamdaki en önemli bölümlerinden biri ise Muayede (Tören/Bayramlaşma) Salonu’dur. Sütunları, duvar ve kubbesindeki işlemeler, süslemeler; heybeti yansıtan oldukça yüksek kubbesi ve genişliği; ortasında o ihtişamlı genişliğe bir de sonsuz ışıltı katan avizesi ile Muayede Salonu, tarih boyunca Osmanlı’dan Cumhuriyet’e çok sayıda önemli törenin, olayın gerçekleştiği bir mekândır.Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde siyasi tarihin en önemli dönemeçlerinden biri olan Meclis-i Mebusan’ın açılışı 1877 yılında bu salonda gerçekleşmiştir. Salonun hazin hatıralarından birisi de vefatından sonra Atatürk için 16-18 Kasım 1938 arasında yapılan ihtiram geçişi idi.

Dolmabahçe Sarayı, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve toplumsal tarihine tanıklık eden, önemli dönemeçleri tam kalbinde yaşayan bir saray olmuştur. Her odası ve salonunda tarihten bir parçanın anısının bulunduğu Dolmabahçe’de, Atatürk’ün çalışma, dinlenme ve yatak odaları, Halife Abdülmecid’in Kütüphanesi, Osmanlı Dönemi’nde çocuklara alınan oyuncakların ve eşyaların sergilendiği oda, Mabeyn’den Harem’e doğrudan geçişi sağlayan bağlantı koridoru, Hünkar odaları, hamamlar gibi pek çok bölüm tarihin soluğunu ve nice anıları taşımaktadır.

Muayede salonu

Salon, bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Zülvecheyn Salonu Padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

Harem

Dolmabahçe sarayı Harem

Pembe Salon

Burada Valide Sultan, Kadınefendi ve İkballer sohbet ederlerdi.Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem Bölümü‘ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlardan geçilmekte, bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla aydınlanan salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi, Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyerler Bölümü, Kadınefendi odaları, Büyük Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır.

  • Add Your Comment