Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı ne zaman yaptırıldı? Beylerbeyi Sarayı’nın mimarı kim? Beylerbeyi Sarayı’nın bölümleri neler? Beylerbeyi Sarayı’nda kimler konuk edilmişti?

1829 yılında II. Mahmud Beylerbeyi’nde ahşap bir saray yaptırdı. Mâbeyin ve Harem daireleri, Serdâb Köşkü, Sarı Köşk, Şevkābâd, Küçükyalı, Büyükyalı ve bendegân daireleri, hamamlar, mutfaklar ve ahırlardan meydana gelen bu tesisler bu devredeki en büyük sahil sarayını meydana getiriyordu. 1851’de büyük kısmı yanan bu sarayın diğer binaları da Abdülaziz tarafından yıktırılıp yerine 1861-1865 yılları arasında bugünkü Beylerbeyi Sarayı yaptırılmıştır. Mimarı Sarkis Balyan’dır.

II. Abdülhamid, Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine İstanbul’a getirilmiş (1912) ve ölümüne kadar (1918) bu sarayda kalmıştır. Saray Cumhuriyet döneminde de devlet konuklarına tahsis edilmiştir. Atatürk’ün davetlisi olarak Türkiye’ye geldiğinde İran Şahı Rızâ Pehlevî bu sarayda kalmıştır.

Beylerbeyi Sarayı’nın Mimari Tarzı

Beylerbeyi Sarayı, Dolmabahçe ile beraber İstanbul’un süslemeleriyle dikkat çeken saraylarındandır. Hem iç mimarisinde ve detaylarında hem de dış cephesinde zarif işçiliklerin dikkat çektiği saray, Neoklasik, Barok ve Rönesans sanat üsluplarının izlenebileceği güzelliktedir.

Mimarisinde batı ve doğu tarzlarının harmanlandığı Beylerbeyi Sarayı, kullanım planı açısından da Türk Evi özellikleri gösterir. Bodrumuyla beraber üç katlı olan yapıda 24 oda ve 6 salon bulunmaktadır. Zemin döşemelerinin çoğu Mısır’dan özel olarak getirilen hasırlarla yapılan sarayın salon ve odalarını hereke halıları, Baccarat kristali avizeler, Avrupa ve Osmanlı üretimi saatler, Uzak Doğu porselenleri gibi eşyalar süslemektedir. Beylerbeyi Sarayı’nın dekorasyonunda en çok dikkat çeken kısımlardan biri de tavan süslemeleridir.

Beylerbeyi Sarayı’nın Süslemeleri

Sarayı inşa ettiren Sultan Abdülaziz, sarayın süslemeleriyle bizzat ilgilenmiştir. Resme ilgisi ve yeteneği olan Sultan Abdülaziz, süslemeler için örnek olması adına kendisi de eskizler çalışmış, Avrupa’dan ressamlar getirtmiştir. Kalem işi ve hat sanatı alanında dönemin usta isimlerinin işlediği süslemeler, sarayda zengin bir çeşitliliğe sahiptir.Tavan, tavan etekleri ve duvarlarda görülen kitabeler devrin hattatlarından Abdülfettah Efendi’ye aittir. Mabeyn-i Hümayun bölümünün üst kat salonunda işlemelerin doğu-batı sentezi hâlinde birlikteliğini görmek mümkündür. Tavan süslemelerinde aynı zamanda deniz, gemicilik odaklı resimler de önemli bir yer tutmaktadır. Süslemelerin çoğu doğu tarzı desenler ve doğadan ilham alınmış parçalardan oluşmaktadır.

Sarayın Bölümleri

Batı ve Doğu üslûplarının kaynaştırılması suretiyle yapılan Beylerbeyi Sarayı Harem ve Mâbeyin bölümleriyle Türk evi plan özelliği taşımaktadır. Gerek deniz cephesi gerekse yan cepheler, orta bölümleri dışarıya doğru taşan üç kısım olarak düzenlenmişlerdir. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını dolaşan bir korkulukla gizlenmiştir. Yapı bodrum dahil üç katlıdır. Birinci ve ikinci katları arasında yer alan silme, dikdörtgen ve kemerli pencerelerle hareketlendirilmiş cepheye değişik bir çeşni katmaktadır. Bu pencerelerin aralarında ve duvar köşelerinde tek ve çift sütunlar bulunmaktadır. Her iki katta toplam altı salon, yirmi beş oda ile helâ ve banyolar bulunur. Sarayın tefrişi için kullanılan kumaşlar Hereke fabrikalarında özel olarak dokunmuştur.

Birçok oda ve salonun tavan ve duvarlarını yağlı boya tekniğiyle yapılmış Türk bayrağı taşıyan gemi resimleri ile sülüs ve ta‘lik hatlarıyla yazılmış manzumeler süsler. Beylerbeyi ana yapısının ön tarafında bahçe cephesi boyunca, üzerinde kör pencereler ve dikdörtgen nişler açılmış bir duvar uzanmaktadır. Bu duvarın her iki ucunda biri Harem, diğeri Mâbeyin Köşkü adını taşıyan birer küçük yapı yer alır. Doğu mimari etkilerine sahip bu köşkler çadır biçimli bir çatı ile örtülüdür.

Yapının arka tarafında bulunan set bahçeleri Harem ve Mâbeyin bölümlerini birbirinden ayırmaktadır. Birbirlerine merdiven ve rampalarla bağlı bu set bahçelerinin en üstünde Sarı Köşk ve Mermer Köşk adlarında iki yapı bulunmaktadır. Sarı Köşk adını renginden, Mermer Köşk ise sofasındaki mermer havuzla duvarlarındaki selsebillerden almıştır. Bu köşklerin önünde 80 × 30 m. boyutlarında bir havuz bulunmaktadır. Havuzun günümüzde Boğaziçi Köprüsü ayağına bakan tarafında ise saray atlarının bakımı için yaptırılmış, tavanında renkli armalar ve hayvan tasvirleri bulunan ve türünün en zengin örneği olan Ahır Köşkü yer almaktadır.

  • Add Your Comment