Yerebatan Sarnıcı “Tarihin İzi”

Binlerce yıllık tarihi olan İstanbul’un, günümüze kadar ulaşan en önemli tarihi kalıntılarından biri Yerebatan Sarnıcı’dır. 6. Yüzyılda Bizans İmparator’u Justinianus tarafından İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak üzere inşa ettirilmiş olan tarihi sarnıç 80 bin tonluk su kapasitesine sahiptir. Stoa Bazilikasının altında yer aldığı için Bazilika Sarnıcı olarak da tanınır. İstanbul’un en büyük kapalı sarnıcı olan Yerebatan Sarnıcı, suyollarından ve yağmurdan elde edilen suyu imparatorların ikamet ettiği büyük saray ve çevresindeki yapılara dağıtarak yüzyıllarca kentin su ihtiyacını karşılamıştır. İstanbul’un 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethi sonrasında Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamak için de bir süreliğine kullanılmıştır. Sonrasında bölgede gelişen konutlaşma ile halk tarafından ‘ su kuyusu’ olarak tanımlanmış ve kullanılmıştır.

16. Yüzyılın ortalarına kadar batılılar tarafından fark edilmeyen yapı 1544-1555 yılları arasında İstanbul’da yaşayan bir doğa bilimci ve aynı zamanda topografya uzmanı olan Petrus Gyllius tarafından adeta yeniden keşfedilmiştir. Diğer kapalı sarnıçlara oranla daha fazla taşıyıcı eleman içerme özelliği ile de dikkat çeken Yerebatan Sarnıcı; 140m uzunluğunda 65m genişliğinde olup yaklaşık olarak 1000m2 alan kapladığı düşünülmektedir. Doğu-batı doğrultusunda 28, kuzey doğrultusunda 12 sütun ile toplam 336 sütun içermektedir. 52 basamaklı taş bir merdivenle içine inilebilen Yerebatan Sarnıcı’ndaki sütunların çoğunun daha eski tarihli yapılardan toplandığı düşünülse de bu yapıların nerden geldiği konusunda net bir bilgi yoktur.

Yerebatan Sarnıcı ‘nda İlginç Keşif

Osmanlı’da ilk kez 2. Ahmet döneminde, ikinci kez 2. Abdülhamit döneminde onarılmış olmasına rağmen ilerleyen zaman içerisinde de onarımdan geçmeye devam etmiştir. 1955-1960 yılları arasında sarnıcın kırılma riski altındaki 9 sütun kalın bir beton tabakası ile kaplanmıştır. 1985-1987 yıllarında İBB’nin yapmış olduğu bakım-onarım ve temizlik çalışmasında Yerebatan Sarnıcı’nın önemli bir kısmı olan Medusa başları keşfedilmiştir. Bu bölümlerden sarnıcın batısına doğru konumlanmış olan ters, doğusuna doğru konumlanmış olan ise yatay olarak bulunmaktadır. Ziyarete gelenlerin hayretle izlediği Medusa başlarının nereden getirildiği ise bilinmemektedir. Sarnıç’taki sütunların çoğunluğu silindir biçimindedir ve içerisinde üzeri oymalı ve kabartmalı Tavus gözü, sarkık dal, gözyaşı şekilleri ile süslenmiştir.

İnşasında 7000 kölenin çalıştığı sarnıcın suyu; imparator Valens tarafından yaptırılan 971m uzunluğundaki Valens (Bozdoğan) Kemeri ile imparator Jusinianus’un yaptırdığı 115.45m uzunluğundaki Mağlova Kemeri yardımı ile İstanbul’a 19km mesafede bulunan Belgrad Ormanları’ndaki Eğri Kapı su merkezinden getirilmiştir.

1987 yılında müze olarak ziyarete açılmış olan sarnıcın günümüzde devam eden restorasyon ve onarım çalışmalarında da son aşamaya gelinmiş ve hali hazırda müze olarak ziyaretçi kabulüne devam etmektedir.

KAYNAKLAR: www.ibb.istanbul.com/arşiv

                        : www. kulturportali.gov.tr

                       Kültür varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

  • Yorumunu ekle