Sultan İbrahim Gerçekte Deli miyidi?

1. Sultan İbrahim Kimdir?

Sultan İbrahim, 18. Osmanlı Padişahı ve 97. İslam Halifesidir.

4 Kasım 1615’te Sultan I. Ahmet ile Mahpeyker Kösem Sultan’ın son evladı ve şehzadesi olarak dünyaya gelmiştir. Sarayda kendine tahsis edilen hocalardan iyi bir eğitim aldığı düşünülmektedir. 8 Şubat 1640 tarihinde ağabeyi Sultan IV. Murad’ın vefatı üzerine hanedanın hayattaki tek şehzadesi olarak 25 yaşında iken tahta cülûs etmiştir.

Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

2. Korku Dolu Şehzadelik Yılları

Şehzadeliği, yaşadığı ve maruz kaldığı olaylardan ötürü korku içinde geçen Sultan İbrahim,

  • Amcası Sultan I. Mustafa’nın akli dengesini kaybetmesini ve tahta çıkarılıp indirilmesini,
  • Ağabeyi Sultan II. Osman’ın askeri bir darbeyle tahtından indirilip katledilmesini,
  • Ağabeyi Sultan IV. Murat’ın askerin zoruyla ayak divanına çıkmasını,
  • Şehzadelerle birlikte askerin önüne çıkartılışını,
  • Sultan IV. Murat tarafından ağabeyleri Şehzade Beyazıt, Şehzade Süleyman ve Şehzade Kasım’ın idamlarını bizatihi görüp yaşamıştır.
Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

Tüm bu yaşananlar narin bir yapıya sahip Sultan İbrahim’in ruhunda manevi hasarlar bırakıp özellikle saltanatı sırasında bir takım psikolojik sıkıntılar yaşamasına sebep olacaktır.

3. Arslanım Başın Sağ Olsun Gel Tahta Çık

Sultan IV. Murad vefat edince Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa, kapıağasını şehzadenin odasına gönderir.

Kapıağası, İbrahim’in olduğu yere varıp “Şehzâdem mübârek başınız sağ
olsun birâder-i sa‘d-ahteriniz Sultan Murad dâr-ı bakâya gitti, taht-ı saltanat sizindir buyrun”
diyerek tahta çıkması için davet etmişti.

Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

Ancak İbrahim, önce bunun kendisini öldürmek için yapılan bir tertip olduğunu düşünerek “Siz bana mekr ü âl edersiz, bana taht u saltanat gerekmez, karındaşım sağ olsun benden ne istersiz” diyerek odasından çıkmamıştı.

Tüm ısrarlara rağmen ağabeyinin ölümüne inanmayan Şehzade, bunun üzerine yanına gelen annesi Kösem Sultan’ın;

“Arslanım başın sağ olsun gel çık”

demesine karşın ona da inanmamış, sonunda;

“Kendiniz varın nazar eylen” denilerek kapıağası ve Kösem Sultan tarafından koltuklarına girilip dışarı çıkarılmış, ağabeyinin cenazesini bizatihi görüp vefatına öylelikle inanmış ve cülûsu kabul etmiştir.

Daha sonrasında taht odasına geçip tahta oturmuş, orada hazır bulunan herkes kendisine biat etmiştir. Ardından resmi biat töreni tüm devlet ricalinin katılımıyla ertesi gün Divan-ı Hümayun’da yapılmış, daha sonra da adet olduğu üzere Eyüp Sultan Camiinde kılıç kuşanmıştır.

Sultan Murad

4. Sultan İbrahim’in Saltanat Yılları

Sultan İbrahim’in sekiz yıllık saltanatı, 1645 yılındaki Girit Seferine kadar sakin bir şekilde geçmiştir. Bunda sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa gibi dirayetli ve istikrarlı bir devlet adamının yönetimin başında olmasının elbet büyük payı vardır.

Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

Padişah ilk zamanlarda devletin işleyişi, sınırlardaki durumlar ve reayanın sıkıntılarıyla yakinen ilgilenip tebdili kıyafet ile halkı ve esnafı da teftiş edip tespit ettiği sorunları ve gerekli gördüğü tedbirleri sadrazamlarına özellikle Hattı Hümayunlar ile bildirmiş, acele tedbirlerin alınmasını sert bir biçimde isteyip vezirlerini ikaz etmiştir.

Sultan İbrahimin Tuğrası

Bazı sebeplerden ötürü Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın idamından, iç ve dış meselelerin ağrılığından ve sonraki sadrazamların Padişahı rüşvet hüviyetindeki hediyelere ve işret meclislerine teşvik edip alıştırması neticesinde Sultan İbrahim, devlet işlerinden uzaklaşıp vaktini Harem-i Hümayun’da daha çok geçirmeye başladı.

5. Deli İbrahim Denilmesinin Nedeni

Padişah, özellikle 1645 yılından itibaren gitgide dirayetini kaybetmiş, hal ve hareketleri iyice dengesizleşmiş, kendisinin durumunu gören başta sadrazamlar olmak üzere ümera ve harem halkı da kendi makam ve menfaatleri uğruna Padişahın bu ahvalini daha da kötüleştirmiştir. Sadarette bulunan devlet adamları, bu durumdan istifade ederek Padişahın samur, kürk, amber merakını kamçılamış, pahalı hediyeler sunmuş ve diğer devlet erkanının da bu yüksek meblağlı hediyeleri Padişaha sunmasının önünü açmışlardır.

Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

6. Yeniçerilerin İsyanı

Venedik ile yapılan savaş, Girit ve Dalmaçya’daki cephelerde devam ederken devletin mali sıkıntılarla boğuşması, Anadolu’daki Celali paşaların isyanları, İstanbul’da ise harem halkının, ulemanın, ümeranın, yeniçeri ve sipahi ocaklarının birbirleriyle olan iktidar ve makam kavgası devletin belini bükerken üstüne Venedik donanmasının Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alması İstanbul’u tam bir kaosa sürükledi. Tüm bunlar olurken akli muvazenesi neredeyse tümden kaybolan Sultan İbrahim ise sorunları çözmek şöyle dursun kendini tamamen Harem’e kapatmış, samur ve amber saplantısını son raddeye gelmiş bir haleti ruhiyeye bürünmüştü.

Sadrazam Hezarpare Ahmed Paşa’nın Padişahın bu hallerini daha da körükleyerek o zamana kadar vergiden muaf olan ulema da dahil olmak üzere ek samur vergisi ve sair vergileri zor kullanarak almaya kalkışması gerilimi hepten tırmandırdı, var olan isyan potansiyelini tamamen ayyuka çıkardı.

Sultan İbrahim
Sultan İbrahim

Bu sırada Girit Seferinden dönen Yeniçeri Ocağı kethüdası Kara Murat Ağa’dan da samur ve amber vergisi istenince:

“Ben Girit’ten geldim. İnce perdaht barut ile yağlı kurşundan gayri nesnem yoktur. Samur ve amberin adını biz ilden ışıtırız, görmemişsiz”

diyerek vergi vermeyi reddedip sarayın emrine karşı durması ve bu cesur hareketi zaten isyan etmeye hazır olan tüm kesimden halk için bir kıvılcım mahiyeti kazanmıştır. Son olarak Sultan İbrahim’in tamamı mücevher işli bir saltanat kayığı yaptırmak istemesiyle devamında Valide Kösem Sultan dahil kimsenin öğütlerini dinlemeyip bunda ısrar etmesi ve sadrazamın, oğlunun düğününde yeniçeri ağalarını öldürmek isteyip durum anlaşılınca isyan patlak verdi.

Sultan İbrahim

7. 6 Ağustos 1648’de Ümera, Ulema, Yeniçeri ve Sipahiler Toplanır

6 Ağustos 1648’de Fatih Camiinde Şeyhülislam Abdürrahim Efendi liderliğinde toplanan ümera, ulema, yeniçeri ve sipahiler Hezarpare Ahmet Paşa’nın Padişahı kadınlara ve eğlenceye teşvik etmesinden, toplanan aşırı vergilerden, mali sıkıntıdan, rüşvet ve yolsuzluğun ayyuka çıkmasından suçlu olduğu ve azledilip dirayetli ve iş bilen bir vezirin sadrazam olması gerektiğine karar verdiler. Boşalacak sadaret makamına da yapılan istişare sonucu Sofu Mehmet Paşa’nın geçmesi istenilip Fatih Camiine davet edildi ve o da isyana bu şekilde iştirak etmiş oldu.

8. Sofu Mehmet Paşanın Sadrazam Olması

Ertesi 7 Ağustos 1648 Cuma günü Orta Camiinde toplanan ocak ağaları sadrazam Hezarpare Ahmet Paşa’nın idamını istemek için şeyhülislamı davet ettiler. Aynı sırada ulemada Fatih Camiinde meşveret ediyorlardı. İsyan tertibini öğrenen Ahmet Paşa ise geceden kaçıp saklandı. Ulema ve ocak ağaları birlikte hareket ederek toplantı sonucunda verdikleri kararları bir telhis halinde Padişaha sundular. Telhisi kabul eden Sultan İbrahim, sadrazamın azlini ve Sofu Mehmet Paşa’nın sadaretini kabul etti.

9. Sadrazamın Atmeydanındaki Çınara Asılması

İsyancılar bu seferde yeni sadrazamı Padişaha tekrar gönderip şeyhülislamın fetvası ile Ahmet Paşanın katlini isteyince Padişah bunu kabul etmeyip, Sofu Mehmet Paşaya ağır hakaretler edip tartaklattı ve sadrazamı saraydan kovdu. Aynı günün gecesinde bulunup yakalanan Ahmet Paşa idam edildi, sonrasında da cenazesi Etmeydanı’na getirilip meydandaki çınar ağacına asıldı.

10. Sultan İbrahim’in Tahttan İndirilmesi

Bu hadiseden sonra Orta Camiide yeniden toplanan isyancılar bu defa Padişahı tahttan indirip yerine Şehzade Mehmet’i tahta geçirmek için harekete geçip saraya yürüdüler. Saraya da haber gönderip Şehzadenin cülûs için camiye gönderilmesini istediler. Kösem Sultan ise böyle bir adetin olmadığını, saraya gelmelerini istedi. Sultan İbrahim’in bostancıları silahlandırıp sarayın duvarlarına savaş toplarını yerleştirmesinden ötürü çekinen isyancılara korkmamalarını, Bostancıbaşının kendisinin yanında olduğunu ve saraya geldiklerinde bir direnişle karşılaşmayacaklarını bildirdi. Bunu Bostancıbaşı da teyit edince isyancıların liderleri saraya yöneldiler. Ortaya çıkarılan tahta oturtulan Şehzade Mehmet’e hemen oracıkta ulema ve ocak ağaları tarafından biat edildi. Hemen akabinde Sultan IV. Mehmet’in cülûsunu Sultan İbrahim’e bildirmek üzere varıldı, aralarında geçen uzun konuşmadan sonra “Hoş imdi başımda yazılan bu imiş emir Allah’ın” diyerek Sultan İbrahim tahtı bıraktı. Kendisinin hapsedileceği odaya gelince ”Elhamdülillah hele bir cemaatin başı oldum” diyerek de Osmanlı Hanedanının kendinden devam edeceğini bu şekilde ifade etmiştir.

Sultan İbrahim e Karşı İsyan

11. Sultan İbrahim Boğduruldu Mu?

Sultan İbrahim, hapsedildiği odada durmadan feryad-ü figan ediyor, acı haykırışları Harem’de yankılanıyor, eski Padişahlarının acısına dayanamayan saray halkı ise yeniden Padişahı hapisten çıkarıp tahta geçirmeyi düşünüyordu. Bu laflar ahali arasında da yayılınca yeniden bir isyan çıkacağından korkan Şeyhülislam, ulema ve ocak ağaları hemen Sultan İbrahim’den kurtulmak istediler.

Şeyhülislam Abdürrahim Efendi “iki halife bir araya gelince birisini öldürünüz” hükmü ile ilgili fetvayı verince sadrazam, şeyhülislam, ulema ve ocak ağaları sarayda toplandı. IV. Mehmet ile tabi Valide Turhan Sultan ve Kösem Sultan ile de görüşüp idam fermanını aldılar.

Ferman alınınca Sultan İbrahim’in tutulduğu odaya gidildi. İdam sırasında Sultan İbrahim gelen heyete durumu ile alakalı mantıklı cevaplar verip dirense de sonuç değişmedi.

Sultan İbrahimin Boğdurulması

18 Ağustos 1648’de Cellat Kara Ali, Sultan İbrahim’i boğmak için hücreye girip eski padişahla göz göze geldiğinde dayanamayarak dışarı kaçmış, ancak Sadrazam Sofu Mehmet Paşa’nın tehditlerinden korkup ağlaya ağlaya Sultan İbrahim’i infaz etmiştir.

Sultan İbrahimin Kabri

Feryat ve figan ile geçen on günün ardından idam edilen Sultan İbrahim, Ayasofya Camiinin avlusunda bulunan eski Vaftizhane binasına, amcası Sultan I. Mustafa’nın yanına defnedildi.
Ahmet Cengiz (Tarihperest)

  • Add Your Comment