HOŞGÖRÜ VE TÜRKLER

hoşgörü

Sözlerime siz kıymetli okuyucularımızı selamlayarak başlamak istiyorum. Değerli Atalarımızın’da söylediği gibi “Önce selam, sonra kelam”. Her ne kadar yazım kurallarına hürmet edip, başlıkta ayrı yazmış olsak bile Türk Milleti ve hoşgörü ayrılmaz iki değerdir.

Milletimizin hoşgörüsü dünya milletleri arasında dahi dilden dile dolaşmaktadır. Nitekim Ruslara mağlup olarak Türklere sığınan İsveç kralı Demirbaş Şarl hakkımızda şöyle demiştir: “Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi. Önümde su arkamda düşman, tepemde cehennemler püskürten güneş! Su beni boğmak, düşman , beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu.

Gene kurtuldum. Fakat bugün esirim. Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar yaptılar, zindanda da değilim. Hürüm, istediğimi yapıyorum. Lakin gene esirim. Şefkatin, uluvvücenabın, (saygı) asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar şefkatli, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı! ”

Savaşta ve Barışta

gene aynı şekilde Bizans İmparatoru Romen Diyojen ve Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan arasında geçen Malazgirt Meydan Muharabesinde Diyojen Alp Arslan’a esir düşmüştü, Selçuklu Sultanı Diyojen’e sen benim yerimde olsan bana ne yapardın diye sormuş, diyojen ise; seni parçalara bölerdim! diye cevap vermişti.

Bu cevabın üzerine Alp Arslan Diyojeni bağışlamış yanına verdiği askerlerle memleketine geri göndermişti. Tabi Diyojen yenilgisinin bedelini kendi memleketinde, tamda Alp Arslan’a dediği gibi kendi halkı tarafıdan parçalanarak ödemişti.

Savaş ve barışta Türk milleti her zaman rol model olarak göze çarpmıştır. aman dileyene kalkmamıştır Türk’ün keskin kılıcı.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’da düşman’da olsa başka milletlere olan saygısını ve hoşgörüsünü göstererek 10 Eylül 1922’de önüne serilen yunan bayragını çiğnememişti. ve söyle söylemişti “Bayrak bir milletin onurudur. Ne olursa olsun yerlere serilemez ve çiğnenemez.” Şanlı tarihimiz bu tür emsal niteliğinde hadiselerle dolu ancak bunları ne ben anlatarak bitirebilirim nede sizler okuyarak bitirebilirsiniz. Velhasıl

sözlerimi, sözlerime başlarken olduğu gibi sizleri, kıymetli okuyucularımızı selamlayarak bitirmek istiyorum. Sağlık ve esenlikle kalın. Umut en güzel yarındır.

  • Yorumunu ekle