Halep’ten Önce Kinnesrin Vardı Mezopotamya’nın Kadim Şehri

Sizin de antik şehirlere merakınız var mı? Şimdi bahsedeceğimiz Chalcis Ad Belum yani diğer adıyla Kinnesrin bundan bin yıl önce var olmuş bir antik kentti. Kinnesrin şehrinin kurulması çok eskilere dayanmaktadır. Kinnesrin’in Tarihi Büyük İskender’e kadar dayanmaktadır.  Büyük İskender’in ölümünden sonra komutanlardan Seleukos Nikator (M.Ö. 305-280) Balkanlardan Hindistan’a kadar olan bölgeye hâkim olup burada Seleukos İmparatorluğu’nu (M.Ö. 305-63) kurdu. Stratejik öneminden dolayı Suriye-Arabistan arasındaki askeri bölgede de Chalcis Ad Belum adıyla yeni bir şehir kurdurdu.

Peki Kinnesrin adı nereden gelmektedir?

El-Hamevi’de geçen bir rivayete göre, Suriye fethinde Halid bin Velid’in komutanlarından Meysere bin Mesruk el-Absî, Ebu Ubeyde tarafından düşmanı takip için yüz atlı ile gönderilir. Meysere şehri görünce “bu nedir?” diye sorar. “Rum toprağı” diye cevap verirler. Meysere’nin “Vallahi bu bir kartal yuvası gibidir” demesiyle artık şehrin adı Kınnesrîn olarak kalır.

kinnesrin

El- Hamevi bu rivayete dayanarak Kınnesrîn isminin daha önce başka bir yerin ismi olduğunu, Meysere’nin de burayı o şehre benzetmiş olabileceğini iddia eder.

El-Gazzi ise: “Kınnesrîn ismi Suryanice bir kelime olup aslı Kınneşrin’dir. Anlamı da Kerkenez yuvasıdır. Çünkü Suryanicede kelimelerin sonunda bulunan yâ ve nûn harfleri çoğul ifade eder. Suryanice kelimelerdeki şin harfini sin şeklinde telaffuz etmeyi adet haline getiren Araplar Kınneşrin kelimesini de Kınnesrîn şekline dönüştürmüşlerdir.” der.

Kinnesrin şehri nerededir?

Kinnesrin Suriye toprakları içerisinde sadece harabelerden meydana gelmektedir. Halep’in yaklaşık olarak 30 km güney batısında Quveiq Irmağı kıyısında bulunuyordu. Şimdilerde Al Eis denilen köyün bulunduğu yerde kalıntıları bulunmaktadır. Aşağıdaki haritadan inceleyebilirsiniz. İsterseniz haritalardaki konumunu görmek için buraya da bakabilirsiniz.

kinnesrin

Kınnesrîn kare planlı yerleşim merkezi olarak kurulmuş olup konum olarak ticaret yollarının kesiştiği bir bölgedeydi. Bu özelliğiyle de Arap kabileleri için bir buluşma noktasıydı. O yıllarda Halep küçük bir köy olduğundan uğrak yeri değildi. Sadece Münbic’e gitmek isteyenler Halep’ten geçmek durumundaydı. Üstelik ticari ve sınai ürün açısından da Kınnesrîn’de bulunabilecek eşya ve imkânları Halep’te bulamıyorlardı. Acem tüccarları yılda iki defa Balis (bugünkü adıyla Meskene) yolundan gelip mallarını burada satarlardı. Topraklarının çok verimli olması ve ticaret yollarının kesiştiği bir bölgede bulunması sebebiyle önemli bir ticaret merkezi ve tahıl ambarıydı.

chalcis-ad-bellum

Kinnesrin’in Tarihi

Tarih boyunca Kinnesrin çokça el değiştirdi. 573 ve 609 yıllarında Doğu Romalılar ile Sasaniler savaşında İranlıların kontrolüne geçti. Müslümanlar Halid Bin Velid komutasında birkaç savaşın ardından 637 senesinde bölgeye hakim oldular.

Hz. Ömer zamanında Harran fethedilince bölgenin merkezi el-Cezireye bağlanmış merkez olarak Kinnesrin seçilmişti.

Daha sonra Bizansla yapılan kara ve deniz savaşlarını önemseyen Emevi Halifesi Yezid bin Muaviye Humus Cündü’nü Kınnesrîn Cündü ve Humus Cündü diye ikiye ayırdı. Halep ve Kınnesrîn eskiden Humus Cündü’ne bağlı iken Halep, Kınnesrîn Cündü’ne bağlandı. Emeviler döneminin sonuna kadar da Halep Kınnesrîn’e bağlı kaldı. Abbasilerde ise Kınnesrîn yavaş yavaş harabeleşirken, Halep gelişmeye başladı ve Nihayetinde Halep ile birleşti.

Emeviler zamanında harebe hale gelmiştir.

VII/XIII. yüzyıldan sonra Kınnesrîn bir şehir olmaktan çıkıp harabe halini aldı. Hz. Salih’e ait olduğu sanılan kabre yapılan ziyaretler ve yolcu hanı dışında şehirde hiçbir canlılık belirtisi kalmadı. Osmanlılar döneminde de Kınnesrîn, Eski Halep adını taşıyan fakir bir köyden başka bir şey değildi.

kinnesrin

Kinnesrin Bir Kültür Merkeziydi

Müslümanlar burayı fethetmeden önce Aramiler yani Süryaniler ilk mantık ve felsefe çalışmalarını burada gerçekleştirdiler.

Fetihten sonra İslam’ın derin hoşgörüsü sayesinde Müslüman idareciler kadim mirasın öğretildiği İskenderiye, Antakya, Harran, Urfa, Nusaybin, Kınnesrîn, Cundişapur ve Bağdat gibi merkezlerde çoğunluğu Yakubi ve Nasturi olan Hıristiyan ulemasının faaliyetlerine devam etmesine izin vermişlerdir.

Eskiden ilim, kültür, ticaret ve askeri alanlarda çok ünlü bir merkez olan Kınnesrîn şimdi harap vaziyette olup daha önce hiç kimsenin yaşamadığı bir yer gibi görünmektedir. Bugüne kadar ciddi bir kazının yapılmadığı bu harabelerde kentin mimarisinden sadece birkaç bağlantısız kalıntı mevcuttur.

  • Yorumunu ekle