15 Mayıs 1919 İzmir’in İşgali

I. Dünya Savaşı sonunda yorgun düşen Osmanlı Devleti adeta iştahları kabartan büyük bir pasta haline gelmişti. Pastadan pay almak isteyen devletler sıraya girmiş, Yunanlılar ise hayalini kurdukları megali idea için fırsat bulmuşlardı. İşgal için tüm şartlar nerdeyse sağlanmıştı. Yunanlılar için ilk hedef İzmir’in İşgali idi

” İzmir’in İşgali “

Paris Barış Konferansı(18 Ocak 1919)

Savaş sonrasında galip devletlerin kaybeden taraflar ile barış anlaşmaları imzalamasını sağlamak amacıyla 18 Ocak 1919 yılında Paris Barış Konferansı toplandı. Konferans 32 devlet temsilcisin katıldı .Konferansta en fazla tartışılan konu Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan anlaşmalardı. Bunun sebebi aslında konferansın toplanmasının asıl amacını gözler önüne serdi. Galip devletler yenik devletleri çıkarlarına göre bölüşmeye başlamışlardı. Asıl amaç barış anlaşmaları değil işgal planlarını resmiyete dökmekti. Osmanlı tarafı Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint Germain, Bulgaristan ile Neuilly anlaşmalarını imzaladı. Konferansa katılan Ermeni heyeti ise Doğu Anadolu bölgesinde bağımsız bir Ermenistan devleti istemişti. Savaşın başından beri zaten bu düşüncede olan Ermeniler ilk defa uluslararası bir kongrede seslerini duyurabilmişti. Bu istekleri itilaf devletleri tarafından desteklendi.

İtilaf devletlerinin baş aktör Fransa ve İngiltere İzmir ve çevresini önce İtalya’ya bıraktı. Bu karar İtalyanların Anadolu’daki topraklarını diğer devletlerle dengelemesi için alınmış karardı. Fakat İngiltere Akdeniz’de güçlü bir İtalya devleti istemediği için karşı çıkmaya başladı. Böylece ilk görüş ayrılıkları başlamış oldu.

Megali İdea nedir ?

Megali idea basitçe büyük Yunanistan’ı kurmak ve yıkılan Bizans İmparatorluğu tekrar kurma düşüncesidir. Resmi bir söylem olarak ilk kez Yunanistan başbakanı İoannis Kolettis tarafından ortaya atılmıştır. 1844 yılında ulusal mecliste yaptığı bir konuşmada şunları söyledi :

“Yunan krallığı, Yunanistan değildir. Yunanistan sadece bir parçasıdır, en zayıf parçası. Yunan sadece krallık sınırları dahilinde yaşayanlar değildir. Aynı zamanda Yanya, Selanik, Serez, Adrianapolis , Konstantinopolis, Trapezus, Girit, Sisam ve yunan tarihine veya yunan ırkına ait herhangi bir bölgede yaşayan kişidir. Helenizm’in iki başkenti vardır. Atina, krallığın başkentidir. Konstantinopolis ise büyük başkenttir.” diyerek niyetlerini açıkça belli etmişlerdir. Megali ideanın maddeleri ise şöyle sıralanır:

  • Yunanistan bağımsızlığını ilan edecektir
  • Batı Trakya ve Selanik Türklerden alınacaktır
  • Ege adaları Yunanistan’a verilecektir
  • 12 adanın tamamı Yunanistan’a verilecektir
  • Batı Anadolu Yunanistan’a verilecektir
  • Pontus- Rum devleti kurulacaktır
  • Kıbrıs tamamen Rumlara bırakılacaktır
  • Girit İmroz ve Bozcaada Yunanistan’a verilecektir
  • İstanbul Türklerden alınarak başkent yapılacaktır.

Yunanlılar bu fikirlerini gerçekleştirmek için işgal planlarına ve sınır tacizlerine başladı ve Osmanlı-Yunan Savaşı(1897) patlak verdi. Atina önlerine kadar gelen Osmanlılar Avrupa ülkelerinin araya girmesiyle cephede kazanılan savaşı masada kaybetti. Rahat durmayan Yunanlılar balkan devletleriyle beraber balkan savaşlarını başlattı ve yeni yunan sınırları çizilmiş oldu. Yunan hakimiyetine giren bölgelerde azınlık kalan Müslüman Türklere baskı ve katliamlarla göçe zorlandı. I. dünya savaşından sonra ise artık son savaşa giriştiler. İzmir’in İşgali ile başlayıp başlayıp Ankara önlerine kadar gelen bir işgal söz konusuydu.

İzmir’in İşgali

İşgal fikri yunan başbakanı Venizelos’un fikriydi. Bunu İngiltere başbakanı Lloyd George dile getirdi. ABD başkanı Wilson ise bu fikrin tam karşısındaydı. Fakat sonradan Wilson ikna oldu ve karar uygulanmaya geçti. İkna olmasında Rumların sahte belgelerle orada yaşayan Türkleri azınlık göstermesi, Müslüman- Türk çetelerinin Rumları katlettiği yalan propagandalar etkili olsa da asıl sebep yine İtalya’nın Akdenize donanma çıkarması ve güçlenme isteğidir.

“İşgal sonrası geçit töreni”

İzmir nasıl işgal edildi ?

İşgal İngiliz birliklerinin Karaburun ve Uzunada’yı işgal etmesiyle başladı. Eş zamanlı olarak Fransız bilikler Foça ve Urla, Yunan birlikleri ise Yenikale de çıkarma yaptı. İzmir’in İşgali böylece başlamış oldu. 15 Mayıs sabahı donanma ile beraber yunan askerler kıyıya çıktı. İzmir’de yaşayan Rum halkının sevinç gösterileri altında İzmir içlerine doğru ilerlediler. İzmir ve çevresinde bulunan Ali Nadir Paşa komutasındaki yaklaşık 200 asker silahsızlandırıldı ve tören alanına getirildi. Yunan subaylar Türk subay ve askerler dalga geçerek’ “Zito Venizelos “(Yaşasın Venizelos) diye bağırılmasını istedi.

İşgal birlikleri “

Bağırmayı reddeden Türk askerleri işgal orduları tarafından süngüleniyordu. Süleyman Fethi Bey aldığı 22 süngü darbesiyle şehit oldu. Sarıkışladaki ofisinden özel olarak yunan askerler tarafından çıkartılmış ve alana getirilmişti. Yunan askerin verdiği verdiği emiri umursamadı. Yunan asker yanına gelerek albaylık apoletlerine ilişti. Süleyman Fethi Bey askeri itekleyerek “Onları sen takmadın ki sen sökesin!” diye bağırdı. Bunun üzerine yunan asker süngülenme emrini. Ali Nadir Paşa ise yunan askerlerin tekmelerine maruz kalıyordu. Geçit törenleri sırasında yunan askerler ateş eden Hasan Tahsin bir yunan askerini öldürmeyi başardı. Devamında açılan yaylım ateşiyle ile şehit oldu. Yaylım ateşinde hedef silahsız Türk askerleriydi. Kurşunlanarak şehit edildiler.

“SÜLEYMAN FETHİ BEY”

İşgal ile beraber 800 İzmirli Rum 16 Mayıs sabahı katliamlara başladı. Müslüman Türklere karşı yağma, tecavüz ve öldürme olayları başladı. İşgal süresinde 5400 den fazla sivil Türk yaşanan olaylarda hayatını yitirdi. Olayları öğrenen Yarbay Kazım Bey yanındaki 18 er ve birkaç jandarma ile müdahalelere başladı. Olayı sevinçle karşılayan kasabadaki Türkler, Urla’da bulunan silah deposundaki 120 silah ve cephane ile milis bir kuvvet oluşturdular. Böylece Batı Anadolu’daki ilk Kuva-yi Milliye hareketi başlatılmış oldu.

Osman Nevres kimdir ?

Osman Nevres 1888 yılında Selanik’te doğdu ilk ve orta öğretimini burada tamamladıktan sonra İttihat ve Terakki bursu ile Paris’e üniversite eğitimi için gitti. Paris’te kaldığı süre boyunca çeşitli miting ve İttihat ve Terakki faaliyetlerinde görev yaptı. İstanbul’a geldikten yeni bir görev aldı. Görevi Osmanlı devlerine karşı balkan devletlerini kışkırtan Buxton kardeşlerini durdurmak için suikast düzenlemekti. Suikast sonrasında 10 yıl cezaya çarptırıldı sonrasında 1916 yılında Almanya’nın Romanya’ya müdahale etmesiyle özgür kalıp İstanbul’a döndü. Bir süre sonra verem tedavisi için İsviçre’ye gitmek mecburiyetinde kalınca pasaportundaki ismi değiştirdi. O artık Hasan Tahsin idi. Tüm Türkiye artık onu bu isimle hatırlayacaktı. İzmir’in İşgaline damga vuran isim böyle doğdu.

Hasan Tahsin ve ilk kurşun

1918 yılında İzmire yerleşmesiyle beraber Hatıra isimli bir şirket kurdu ve Hukuku Beşer isimli gazeteyi yayımlamaya başladı. Gazetelerinde Vatanperver Hasan Tahsin mahlasını kullandı. İzmir’i savunacaklarla beraber “Redd-i İlhak Heyeti Milliyesi” isimli bir dernek kuruldu. Derneğin hazırladı bildiride

“…Ey bedbaht Türk!.. Yunan hakimiyetini kabule taraftar mısın? Artık kendini göster. Tekmil kardeşlerin Maşatlık Meydanındadır. Oraya yüzbinlerle toplan.. Orada zengin, yoksul, bilgin, cahil yok. Fakat Yunan egemenliğini istemeyen bir mutlak çoğunluk var. Geri kalma!.. Binlerler, yüzbinlerle Maşatlık’a koş. Ve Millî Kurul’un buyruğuna uy..”

Hasan Tahsin

ifadeleri yer alıyordu. Hasan Tahsin ve arkadaşları İzmir’in işgal edilmesini önlemeye kararlıydı. İşgal günü koyu renk bir takım giyen Tahsin, yanaşan gemileri seyredip toplanan kalabalığın arasına karıştı. Yunan yürüyüş alayı sevinç gösterileri arasında yürürken, Hasan Tahsin kalabalığın arasından ön taraflara doğru geldi. Kalabalığın arasından gür bir ses yükseldi: “Olamaz, olamaz, böyle ellerini sallaya sallaya giremezler”

Hasan Tahsin bu sözlerin ardından silahını ateşledi ve iki Yunan askerini yere serdi. Böyle bir direniş beklemeyen yunanlar yaylım ateşine başladı . Hasan Tahsin oracıkta şehit düştü. Bu toprakların bağrından yeni bir kahraman çıkmıştı ve adını tarihe kazıdı. Atılan kurşun adeta milli mücadelenin fitilini ateşleyen kurşundu. Öyle ki Çerkez Ethem Efeleri işgale karşı topladığı gün, Demirci Mehmet Efe ayağa kalktı ve şu sözleri söyledi: “Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer!”

  • Add Your Comment